''Haset ve kıskançlığın açık olarak dile getirilmesi, bu duyguların farkındalığına işaret eder. Farkındalığı olan duyguların denetimi daha mümkündür.''
''Zira duygular bizi iyi veya kötü insan yapmaz, sadece insan yapar. Duygularımızı tanımlayıp farkındalığımızı arttırdıkça, duygularımızın esiri olmaktansa, onları denetlemeyi, enerjilerini kendi yararımıza kullanmayı öğreniriz.''
''Bilgeliğin saflığı bir evrim sonucu ortaya çıkar. Ego yükselir ve aydınlanma ve bilgeliğin uyanmasıyla söndürülür. İsa'nın dediği gibi ''Sadece çocuk gibi olanlar Tanrının krallığına girebilirler.''
''Travmatik tepkileri üzerinde çalışan kişiler sık sık bana bu çalışmalarından sonra hayatlarının hem hayvanlara özgü hem de ruhsal bir boyuta sahip olduğunu söylerler. Bu insanlar haklarını savunmakta ve mutluluklarını ifade etmekte daha spontan ve daha atak oluyorlar. Hayvan olma deneyimini kendilerine yakıştırmakta daha gönüllü davranıyorlar. Aynı zamanda kendilerini daha insan olarak algıladıklarını da söylüyorlar. Travma dönüştürüldüğünde iyileşmenin getirdiği armağanlardan biri de hayata dair çocuksu bir huşu ve hürmet oluyor.''
''Masumiyetimizi kaybederek bilgelik kazanabiliyoruz ve sonra bilgelik kazanarak yeniden masumiyet elde ediyoruz.''
''Farklılıklarımıza rağmen hepimiz birbirimize benzeriz. Kimlik ve arzuların ötesinde ortak bir benlik çekirdeği vardır-yapısı huzur, ifadesi düşünce ve eylemi koşulsuz sevgi olan insana dair bir olmazsa olmazdır bu. O iç çekirdekle özdeşleştiğimizde, hem kendimizde hem de diğerlerinde bulunan bu öze saygı duyup onurlandırarak iyileşmeyi hayatımızın her alanında deneyimleyebiliriz.''
''Nitekim bizim Bozkırkurdu da göğsünde iki ruh (kurt ve insan) taşıdığına inanır ve daha bu kadarıyla göğsündeki yeri iyice daralmış hisseder. Göğüs, beden her zaman tektir, içinde barınan ruhlar ise iki ya da beş değil, sayılamayacak kadar çoktur; insan yüz zardan oluşmuş bir soğana, pek çok iplikten dokunmuş bir kumaşa benzer. Eski Asyalılar bunu çok iyi görüp bilmiş, Budistler kişilik kuruntusunun maskesini düşürmek için yogalarında bellir bir teknik geliştirmiştir. İnsanlığın oyunu eğlendirici ve çokyönlüdür: Kişilik kuruntusunun maskesini alaşağı etmek için Hindistan'ın binlerce yıl gösterdiği yoğun çabayı, Batı aynı kuruntunun desteklenip pekiştirilmesi için harcamıştır.''
''Bilmeyecek ne var! Söz dinlemek yemek içmek gibidir.Kim uzun süre böyle birşeyden yoksun kalmışsa, onun için bundan değerli şey yoktur.''
''Her ulusun, hatta tek tek her insanın uydurma politik 'suç sorunlarıyla' avunmayı bırakıp kendini sorgulaması, işlediği hatalardan, umursamazlıklarından ve kötü huylarından dolayı savaşta ve dünyanın içine düştüğü bütün sefalette ne ölçüde sorumluluk taşıdığını saptaması gerektiğini, ileridieki bir savaşı belki de önleyecek biricik yolun bu olduğunu belirttim.''
''Uğraşıp didinmelerinin başarısız kalacağını bilmekle yaşamın sığ ve aptalca nitelik kazanmaz. İyi bir şey, ideal bir şey uğruna savaşıp amacına ulaşacağını sanman hayatını daha çok sığlaştırır. Harry, idealler ulaşılmak için mi vardır? Bizler, biz insanlar ölümü yok etmek için mi yaşarız? Hayır, yaşamamızın nedeni ölümden korkmamız, sonra da onu yine sevmemizdir; özellikle ölümün varlığından dolayı elimizdeki birazcık yaşam bazen kısa bir süre işte öylesine güzel ışıldayıp durur.''
''Yaşam konusunda bir fikrin vardı; içinde bir inanç, bir beklenti yaşıyordu; eylemlere, acılara ve özverilere
''Hassas insan kendisini güvende hissetmek için diğer insanlardan uzaklaşıp yakın ilişkilere kapısını kapatır. Bu başa çıkma tarzı kaygıyı önleyip subjektif stres deneyimlerini engelleyebilirse de, stresin fizyolojisine engel olamaz. Duygusal yakınlık, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır.''
''Hastalık bir uyumsuzluktur. Daha doğru bir ifadeyle, iç uyumsuzluğun bir ifadesidir.''
''Bazen şifa için en kuvvetli itki, uzun süredir baskı altında tutulan öfkenin patlamasıyla bağışıklık sisteminin hızla çalışmaya başlamasından doğar.''
''Duygusal yeterlilik, çevremizle; sorumlu, kendimizi kurban etmeyen ve kendimize zarar vermeyen bir ilişki kurmamızı ve sürdürmemizi sağlayan bir liyakattir.''
''Öfke, Tabiat Ana'nın bizlere küçücük bir çocukken verdiği, hakkımızı savunup Ben önemliyim deme enerjisidir.''