Berf

Uzun bir materyalizm döneminden sonra bugün yeni yeni uyanmaya başlayan ruhumuz inançsızlığın, hedefsizliğin ve amaçsızlığın çaresizliği içerisindedir. Evrendeki yaşamı kötücül, amaçsız bir oyuna dönüştüren materyalist dünya görüşünün kâbusu henüz bitmiş değil. Uyanmış ruh hâlâ bu kâbusun kuvvetli baskısı altında. Karanlıklardan meydana gelen devasa bir halkanın içinde tek bir noktacık gibi zayıf bir ışık sızıyor. Bu zayıf ışık yalnızca bir önsezi ve ruh onu gördüğünde ışığın bir rüya mı yoksa karanlık halkanın bir gerçekliği mi olduğunu bilememenin şüphesiyle titremektedir. Bu şüphe ve materyalist felsefenin hâlâ baskı altında tutan acıları ruhumuzu ilkellerden keskin bir şekilde ayırmaktadır. Toprağın derinliklerinden tekrar çıkarılan değerli bir vazonun çatlakları gibi, ruhumuzdaki çatlaklardan da sesler gelmekte.
Reklam
"Ebediyete kadar, ebediyete kadar benimle beraber gelecekler..." diye düşündü. Kendisini tahammül edilmeyecek kadar bedbaht hissetti; ne lanetli bir geceydi bu! Bitmez tükenmez tesadüflerinin garabetiyle imkânsız görünen böyle bir geceyi yaşamış olmayı kendisine affetmiyor, talihine kızıyor, kendisini hakikaten deli ve zalim bir kudretin elinde esir zannediyordu. Sanki bir imdat arıyormuş gibi etrafına bakındı. Sokak bomboştu; arkadaşlarını da kaybetmişti. Fakat bu kendisine pek mühim görünmedi. "Zaten yollarımız ayrılmıştı!" diye düşündü.
Bu eski türküyle karşısında ağaca dayanmış düşünen asıl Selim'e gelince Leylâ şu ana kadar ona bir kere dikkat etmediğini anlamıştı. Hakikaten bu adamı mı sevmişti? Bu tıknaz, iyi giyinmiş, dalgın, çizgileri firar halindeki adam Kırklareli'nde karşısına o kadar şaşırtıcı şekilde çıkan, İstanbul'a döndükten sonra kendisine gelmesini o kadar beklediği adam mıydı? Leyla bu yandan gördüğü çehrede öbüründe zannettiği iradeyi, bulduğu sevimliliği, erkek kudretini ve içliliğini, hatta bir zamanlar kendisini o kadar şaşırtan zekâya varıncaya kadar hepsini aramanın beyhude olduğuna kaniydi. Gariptir ki düne hatta bu akşama, rıhtımda konuştukları ana kadar bu vehim onda devam etmişti. "Niçin o kadar ısrar ettim sanki?.." diye kendi kendine düşündü. "Zavallı Selim, galiba seninle hesaplarımızı kapatmak istedim."
Leylâ'yı sevenlerin hiçbiri kendisiyle hayat arasına koyduğu bu sert ve havasız aralığa, bu boşluğa tahammül edemezlerdi.