İnsan sadece yeni olana sahip olmak için çalışıyordu. Yeniliğin ve yeni olan her şeyin ne kadar sevildiğini düşündüm. Bebekler bile belki de bu yüzden seviliyordu. Hiç kullanılmamış insanlar oldukları için. Son model , gıcır gıcır, el değmemiş bir et parçası
“Aslında zaman zaman insanın acımasızlığı ‘vahşi’ sözcüğüyle ifade edilir ama bu, vahşi hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık ve hakarettir: Vahşi hayvan hiçbir zaman ustalık ve zevk almak bakımından bir insan kadar acımasız olamaz. Bir kaplan sadece parçalar, kemirir ve sadece bunu yapabilir. Yapabilse bile bütün gece insanları kulaklarından çivilemek aklına gelmez.”
“Başı boş kaldıkça hemen tapınacağı bir Tanrı bulmak insanoğlunun en büyük kaygısıdır. Ama önünde dize gelecekleri tanrının değerinin su katılmadık cinsten olmasını da yüzde yüz isterler, tanrının büyüklüğünü herkes kabul etmiş olmalı… Çünkü bu zavallı yaratıkların tasası yalnız senin benim için tapınacağımız bir varlık bulmak değil, herkesin ve ille hep birlikte, imanla baş tacı edecekleri birini bulmaktır. İşte bu ortaklaşa tapınma ihtiyacı hem tek tek, hem toplu olarak bütün insanların ta ilk yüzyıllardan beri başlıca ıstırap konusu olmuştur. Toplu tapınma yüzünden birbirlerinin kanına girerlerdi. Kendilerine birtakım tanrılar icat ederler, birbirlerine, ‘Tanrılarınızdan vazgeçin, bizimkileri kabul edin; yoksa sizi de, Tanrılarınızı da yok ederiz!’ diye haber salarlardı. Bu kıyamete kadar böylece sürüp gidecektir.”
“Dini deliliğin güzelliği, her şeyi açıklayabilmesidir. Ölümlü dünyada olup biten her şeyin sorumlusu olarak Tanrı (veya Şeytan) kabul edildikten sonra tesadüfe... ya da değişime yer kalmaz. “Artık karanlık bir camın gerisinden bakıyoruz,” veya, “Tanrım senden gelen her şey güzel,” gibi söylemler ezberlenip kabullenilince mantığı mutlu bir şekilde yok saymak kolaydır. Dini delilik, hayatın kaprislerine, dünyanın sapıklıklarına karşı en sağlam sığınaklardan biridir, çünkü tesadüfü tamamen bertaraf eder. Gerçek bir dindara göre her şeyde bir amaç vardır”