Fletcher Sletch

Fletcher Sletch
Medya & Film çalışmaları lisanslı Sanat/zanaatkâr Müzik, felsefe, fotoğraf sever Bas gitar yapımcısı @sletchguitars @fletchersletch
Luthier
Lisans
17 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Yaratıcılığın hazzı diğer hiçbir dışsal haz ile mukayese edilemez. Atölye çalışmalarımdan bir gün.
Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür
Bizim pratik, gerçek yaşamımız, tutkular tarafın­dan yönlendirilmediği sürece can sıkıcı ve yavandır; onu tıutkular yönlendirdiğinde ise, çok geçmeden acı vermeye baş­lar: Bu yüzden yalnızca, istençlerinin hizmeti için gereken öl­çünün üstünde herhangi bir zeka fazlalığına sahip olanlar mutludurlar. Çünkü böylelikle, gerçek yaşamlarının yanı sı­ra, kendilerini sürekli olarak ve acısız ama yine de canlı bir biçimde meşgul eden ve eğlendiren, entelektüel bir yaşam da sürdürürler. Salt bir boş zaman, yani istencin hizmetinde uğ­raşıda bulunmayan zeka, bunun için yeterli değildir; gerçek bir kuvvet fazlalığı gereklidir: Çünkü ancak bu fazlalık, is­tencin hizmetinde olmayan, salt zihinsel bir uğraşıyı sürdü­rebilir: "Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir" (Seneca. Ep., 82). Ama bu fazlalı­ğın küçük ya da büyük oluşuna göre, gerçek yaşamla, öncü entelektüel yaşam arasında, salt böcek, kuş, mineral, made­ni para biriktirmekten ve betimlemekten, şiir sanatının ve felsefenin en yüksek başarımlarına dek uzanan sayısız basa­mak vardır. Böyle bir entelektüel yaşam, salt can sıkıntısına karşı değil, onun yıkıcı sonuçlarına karşı da korur. Yani kö­tü topluma ve insanın mutluluğunu bütünüyle gerçek dün­ yada aradığı zaman içine düştüğü çok sayıda tehlikeye, mu­sibete, yitime ve savurganlığa karşı bir koruma duvarı oluş­turur. Örneğin felsefem bana asla bir şeyler getirmedi, ama çok şeyi benden uzak tuttu.
İç dünyası zengin insanın dışarıya bağımsızlığı
İç dünyası zengin bir insan, her şeyden önce acı çekmemeye, kendini ihmal etmemeye, dinginliğe ve kendi başına kalma­ya yönelecektir, yani sakin, alçakgönüllü ama olabildiğince engellenmemiş bir yaşam arayacaktır ve buna göre, sözümo­na insanlarla kimi tanışıklıklardan sonra, kendi köşesine çekilmişliği ve hatta, büyük bir kafaysa eğer; yalnızlığı seçecek­tir. Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahipse, dışarıdan o denli az şeye gereksinir ve ötekiler de o denli az onun ola­bilirler. Bu yüzden, zihnin kendinde olağanüstülüğü, toplum­dan uzak durmasına yol açar. Toplumun niceliğinin yerini nitelik alırsa, o zaman büyük dünyanın içinde yaşamak için çaba göstermeye bile değer: Ama ne yazık ki yüz delinin ara­sından henüz bir akıllı bile çıkmıyor. Buna karşılık öteki aşı­rı uçtaki kimse, sıkıntıya düşer düşmez hemen ne pahasına olursa olsun oyalanınayı ve topluma karışmayı isteyecektir ve her şeyle kolaylıkla yetinecek, kendi kendisinden kaçtığı gibi kaçmayacaktır onlardan. Çünkü, herkesin kendine dön­düğü yalnızlıkta, bir kimsenin kendinde neye sahip olduğu ortaya çıkar: İşte aptal adam, kendi zavallı bireyselliğinin sır­tından atamayacağı yükü altında inim inim inliyor; öte yan­da yüksek yetenekli kişi, en ıssız ortamı bile kendi düşünce­ leriyle şenliklendiriyor ve canlandınyor. Bu yüzden Sene­ca'nın söylediği çok doğrudur: Aptallık kendi kendisinden bıkmaktan muztariptir.
Güzel­lik, kalpleri bizim için önceden kazanan bir tavsiye mektubu­dur.
Tüm üstün ve seçkin insanlar melankoliktir
mutluluğumuz açısından böyle önem taşıyan keyifli­liğimize sağlığın katkısı ne denli çok olursa olsun, yine de mutluluk tek başına sağlığa bağlı değildir: Çünkü tam bir sağlıklılık durumunda bile, melankolik bir mizaç ve başat bir kederli ruh hali var olabilir. Bunun en gizli nedeni, hiç kuşkusuz, organizmanın başlangıçsal ve bu yüzden değiş­tirilemez niteliğinde, çoğu durumda tedirgin olma duyar­lılığı ile yeniden üretme gücü arasındaki az ya da çok iliş­kide yatar. Duyarlılığın anormal bir biçimde ağır basması, ruh halinin eşitsizliğine, periyodik olarak, bir aşırı neşeli­liğe, bir melankolinin ağır basmasına yol açar. Dehanın koşulu da sinirsel gücün, yani duyarlılığın aşırılığı olduğu içindir ki, Aristoteles tüm seçkin ve üstün insanların me­lankolik olduklarına çok doğru bir biçimde dikkat çek­miştir: "Felsefede, politikada, edebiyatta, ya da sanatlarda olağanüstü olan tüm insanlar melankoliktirler"