Yaşlandıkça hoşgörürlüğümün artacağını umardım, yanılmışım. Bağnazlaştım, müteassıplaştım sanmayın, benim gibi düşünmiyenler, benim inandıklarıma inanmıyanlar susturulsun, sürülsün, ne bileyim? asılsın, kesilsin dediğim yok, kimsenin, en sevmediğim kişinin bile canına da, hürriyetine de kıyamam. Ama birtakım fikirler, kanımlar üzerinde tartışmaya girişmek şöyle dursun, onları dinlemek dahi elimden gelmiyor, sinirleniveriyorum.
Kendi kendimize sorduklarımız dışında sormaktan kaçındığımız ne kadar çok önemli soru var, hem de açıklamaları ve bildikleriyle katkıda bulunabilecek kişiler hâlâ hayattayken.Onlara başvurup cevap talep edebiliriz,ama yapmıyoruz. Neden?Ne kadar yalvarıp istesek de cevap alamayacağız zaten, ya da bu kadar zahmete, aşağılanmaya, tatsızlığa değmeyecek.Tatsızlıktan kaçınmak için önemli bilgilerden uzak duruyoruz, oysa bir tane kısacık hayatımız var ve bu çözülmeyenler, bilinmeyenler hayatımız boyunca bize eziyet edecekler, özellikle geceleri, değil mi?