"Bu dünya zıtlıklar âlemiydi bir bakıma. Ekşi ile tatlının birbirinin içine saklanabilmesi gibi, her akıllı insanın içinde bir delilik kalıntısı vardı ve her deliliğin derinliklerinde de bir aklıselim tohumu ışıldıyordu."
Başmabeyinci esefle başını sallayıp:
“Ne talihsiz adam!” demiş. “Tam muradıma ereceği anda öldü!”
Gözlerini dervişin yüzünden ayırmayan melike:
“Sus!” demiş. “Ondan daha talihli insan var mı? Asıl bahtiyar, bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en yüksek noktasında bir ‘Ah!’ diyerek düşüp ölebilendir.”
"Namuslu adam kalmamış bu dünyada iki gözüm. Müslüman’dır; namazında, orucundadır, hakkımızı yemez diyorduk ama biz onun hatırını saydıkça, o bizim tepemize bindi. Eh, artık çocuk değiliz, yemiyoruz bu numaraları, değil mi ya?"
"Endişeleri meşguliyete dönüştürmek kadar mutluluk verici bir şey yoktur ve nerede mutluluk varsa orada sağlık vardır. Çalışmak, insanlığın köklü bir kuralıdır ve bu kuraldan feragat eden herkes, aslında tüm yüksek ve kaliteli sevinçlerden vazgeçmiş demektir."