Sevmek Mübalağa Sanatıdır abartın deyimi ile Ahmed Arif'in bu kitapta çıtayı ne kadar zirveye taşındığına şahit oldum
Ahmed Arif hayatı boyunca bır tek kadını sevmiş ve
Kıtap Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e olan sevdasını kaleme alıyor ona yazdıgı mektuplara yer veriyor
Ama bu mektuplara cevap olarak leyla Erbil'ın yazdığı mektuplara yer verilmemiş kitapta
Ahmed Arif leylâ Erbil evli olmasına rağmen ona olan aşkından vazgeçmiyor
Leyla Erbil bu diyaloğu dostluk çizgisinde tutmaya çalışsa da Ahmed Arif tüm yoğunluğu ile içindeki bu sevdayı dıle getırmekten gerı durmuyor.
Aslında Ahmed Arif'in sevdasını kaleme alırken şiire dökerken bır yandan da yaşadığı maddı ve manevi zorluklardan bahsediyor Leyla Hanıma
sürgün yıllarını üzerinde ki siyasî baskıyı yoksulluğu anlatıyor.
O zamanın şartları ile edebiyatı kaleme alır ve toplumun edebiyata olan bakış açısına isyan eder
"Bu memlekette, edebiyat adıyla yenen b*kların, işlenen fikir cinayetlerinin hesabını mutlaka sorucaz.
Sormak, sormağa yeti kazanmak için de yazmak gerek."
Aslında sevdası ile birlikte yürütmüştür yaşam mücadelesini davasını
ve bunu tüm içtenliği ile Leyla hanıma aktarmıştır tüm duygularını filtresiz kaleme almıştır.
Umudunu dâimâ diri tutan eşsiz bir şairdir
Mektuplarında Leyla Erbil'e yazdığı
Şu kısımın içtenliği beni mest etti doğrusu
Canım Benim, Bilir misin, "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.
Sevgi, ancak bu kadar güzel kaleme alınabilirdi
Mektupları ve şiirleri ile büyülendiğim bir kitaptı son cümleyi de yine bir şiiri ile bitirmek istiyorum
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendimi bu incir ağacının dallarının arasında oturmuş, hangi inciri seçeceğime karar veremediğim için açlıktan ölmek üzereyken gördüm. Hepsini istiyordum ama birini seçmek diğerlerini kaybetmek anlamına geliyordu ve orada karar veremeden otururken, incirler buruşmaya ve kararmaya başladı ve teker teker ayaklarımın dibine düştüler.
Ya sen olmasaydın! Büsbütün iğrenç bulacaktım evreni. Saçmalamıyorum ya? Seninle, yüzyılların hayvan ötesi tutukluğuna ve donan insan düşüncesine bir can, bir haysiyet verebiliriz gibime geliyor. Yalansız, riyasız, çıkarsız bir haysiyet. Belki ömrümüz yetmez başarmaya, hiç değilse en zekilere ve teşnelere duyurabiliriz. Şimdi birileri olsa “Boş ver bu iri lafları, yaşayalım” derdi. Yaşamak, burnunu, kulaklarım, gözlerini ve oralarını unutarak yaşaması mümkün mü bizim gibilerin? Ben bütün bu -belki de mânâsız iç sıkıntılarından senin var olduğunu hatırlayarak sıyrılıyorum. Bir pınar, bir dağ suyu gibi dinlendiriyor, kandırıyorsun. Bu bakımdan gelmiş geçmiş âdemoğulları içinde şüphesiz en şanslıyım