İnsan birine geç kalınca bir daha hiçbir şeye , hiç kimseye yetişmek istemiyor galiba …
Bir insan birine içini rahatlıkla açınca bir anda tüm insanlara yabancılaşabiliyormuş…
Sürekli önüme çıkan kitabı hayatımın bu döneminde okuduğum için mutluyum. Öncesinde küçükkken elimden kitap düşmeyen ortaokul zamanlarında okusaydım büyük ihtimal çoğu cümlenin altındaki duygu yoğunluğunu hissedemez ve kitaba gerektiği değeri biçemezdim.
Böyle yalın bir dille, yarım kalmışlıkları boğazımıza yumru oturarak okuduğumuz bu satırları yazana hayran olmamak elde değil.
Bana kalırsa en zoru insanın iç sesini bu kadar güzel ifade etmek. Bir adamın iç sesini dinlerken bizde onunla aynı hislere kapılıp gidiyoruz…
Naif ruhlu Raif bey . Ruhunu herkesten gizleyen adam… Hepimizden birer parça taşıyan bir ruh …
Kitabı okurken farkettim ki “Hiç kimsenin içinde neler yaşadığını bilemezsin.”
Ve en acınası da bir insanın kimse tarafından hakiki manada tanınamadan ve anlaşılamadan bu diyardan göçüp gitmesi… Ne büyük bir yalnızlık…