"Tarzlardaki farklılığın hiçbir anlam ifade etmediği, hem halktan, hem yüksek sosyeteden kimi cahiller hariç, insanları yaklaştıran şey, fikirlerin ortak oluşu değil, anlayışların akraba oluşudur."
İlk 200 sayfa, kimin kim olduğunu ve bahsedilen olayların hangisinin kimin başından geçtiğini anlamaya çalışmakla geçti. Yazarın kalemi çok güçlü evet ama çeviriden kaynaklı mı yoksa bilinçli mi emin değilim, bu karmaşa biraz sıktı başta. Çok uzun zamandır ilk birkaç sayfasını okuyup bıraktığım bir kitaptı, bu sefer bırakmamak için çok direndim kitabın ilk yarısında. Ancak kitabın son yarısında dil öyle güzel bir ahenge, öyle tatlı ve acımasız bir söyleve geçti ki... Son 200 sayfayı okurken ara vermek zorunda kaldığım, uykumun geldiği her saniye içim sıkıldı. Sonunda bitirebildiğim için çok mutlu olmakla birlikte kitabı da sonu sayesinde çok beğendim ve beni heyecanla bağladı kendine.
Bu zamana kadar okuyamamış olduğuma üzüldüğüm bir eserdi. Olayların küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılması, aslında çok yoğun olan bu hikayeye öyle masum ve saf bir mercek tutmuş ki, en kötü durumlarda bile çocuk aklı ile düşünmeye itmiş okuru. Başından sonuna kadar tatlı bi kıpırtı, ufak bir tebessüm ve içimde bir buruklukla okudum.