Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir
keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür
hanım?
Dört mevsimden damıtılmış beşinci bir mevsim gibi doldu boşluğuma.
Gülünce içimde binlerce karınca yürürdü.Baktığı yerlerim kıpkırmızı kesilirdi.
Sesi, içinde ayrılık olmayan bir ülkeydi.
Dünya bir boşluğa düşerdi elimden tutunca. Kalbim çoktan varmıştı varacağı yere.
Gövdemden başka olanağım kalmamıştı bu coşkuyu karşılayacak.
Başka nasıl öğrenebilirdi insan sınırlarını?