...Çünkü devrimler bizim milli karakterimizdir. Çünkü devrimler ulusumuzun özünden çıkar. Ve o ulusun öz yapısını değiştirir. Değişen öz yapı, yeni devrimleri özler. Yeni devrimler de değişmiş olan bu öz yapıyı yeniden değiştirir. Bu nedenle devrimler süreklidir.
"Yıllardır aradığını bulur bulmaz yitirmesine sebep olan bu saçma, alaycı düzene boyun eğmiş gibi kendini koyverdi. Şimdi ona istediklerini yapabilirlerdi."
Kitabın son sayfasından olan bu alıntı, kitabı anlamak için mükemmel bir başlangıç. Kitabın ilk sayfasından beri başkarakter - yani C.- bir arayış içinde. İnsanın doğumunda, başkaları tarafından kendinden habersizce verilen adının önemsiz olduğunu düşünüyor. Bu yüzden adını kullanmıyor. Kendini 'aylak' olarak tanımlıyor. Bu yönüyle o yılların aydın ve entelektüel bireyini sembolize ediyor. Kitapta, bireyin yalnızlaşması, kendini toplumdan soyutlamasının çok iyi ifade edildiğini düşünüyorum. Toplumun basmakalıplıkları, insanların samimiyetsiz tavırları eleştiriliyor. Hayatta hepimizin tutunacak bir şeyleri olması gerektiğinden bahsediyor. İş gibi, para gibi, aile gibi. C. tek gülünç olmayan tutamağın gerçek sevgi olduğunu düşünüyor. Aradığı şey de bu: kendisini içten sevecek bir kadın. Onun istediği alışılmışlıklardan oluşan hayatın rahatlığı değil. Yenilik istiyor. Çaba istiyor. Normal insanlardan, sıradan hayatlardan, alışkanlıklardan korkuyor.
Postmodern romanın topluma bakışı, 60'lı yıllardaki aydınların bireyselleşi romanda başarılı şekilde işlenmiş. Postmodernizmde sıklıkla gördüğümüz bilinç akışı, leitmotif, iç konuşma gibi anlatım teknikleri başarıyla kullanılmış. Karakterlerin psikolojik durumlarını çok iyi anlıyoruz okuyunca. C. yaşadığı çevrede kendini turist gibi hissediyor. Oraya ait değilmiş, yabancıymış gibi. Çocukluğundan, özellikle babasından kalan travmaları var. Babası neyse o tam tersi olmak istiyor. Çalışmıyor, bu yüzden aylak. Ama sinemaya gidiyor, kitap okuyor, lokantalarda yemek yiyor. Para sıkıntısı yok. Herkesin isteyebileceği bir hayat sürüyor. Buna rağmen mutlu değil. Aradığını
Bir cümle üstünde saatlerce durmak vardı: Kafasına yürüyenlerden birini seçmenin sorumluluğu vardı. Kelimelerin yetersizliğini öğreniyordu. Bazı günler sigara içtiğini küllüğün doluşundan anlardı.