"Ah işte, durumlar böyle Piskopos Hazretleri! Lobutları devirerek oynamak isteyen, oyunda kalmak istiyorsa, onları tekrar doğrultmak zorunda. İnsan önce harekete geçip ancak sonra düşünüyorsa, yemekten sonra hardal servisi yapmış gibi olur."
"... Kadın için utanç kaynağı olanı erkek için de alçaklık addedene kadar asla adil olamayacaksınız; ateşin direği olan Doğru ve bulutun direği olan Yanlış ya gözlerinize bulanık görünecek, ya hiç görünmeyecek ya da görünse bile dikkate alınmayacak."
"Yaşlanmaya hiç niyetim yok. Ruh yaşlı doğar ama giderek gençleşir. Bu hayatın komedisidir."
"Beden ise genç doğar ama giderek yaşlanır. Bu hayatın trajedisidir."
Derler ki, müzik güzelse, verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur. Mutlu insan, melodilerde mutluluğu, hüzünlü insan hüznü bulur; İvan Andreyeviç'in kulakları ise yalnızca fırtınaların uğultularını duyuyordu.
Öldü; ne rüzgârlar girdi içeri,
Ne bir kuş havalandı pencereden.
Öldü; kimse görmedi melekleri;
Sorma nasıl habersiz gitti giden.
Bir uzun sefere çıktı, diyorlar;
Gemiyi gören var mı? hani deniz?
Sen gittin, soframız oldu târumar;
Doğan günü yadırgıyor hâlimiz.
Cahit Sıtkı Tarancı