Umulacak hiçbir şey kalmamışken bile umudunu yitirmeyenleri, çılgın aşıkları, baskı ve gerilim altında, her türlü dehşet ve facia arasında mücadelesini sürdürenleri, gayretlerinin gücüyle hayatın kabuğunu çatlatan devleri yüceltmek istiyordu.
Spoiler içerir.
1946 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış olan Hermann Hesse Siddhartha her iki dünya savaşını görmüş olan bir Alman yazardır.
Hindistan'taki bir gezintisinden sonra yazdığı Siddhartha Brahman ailede büyüyen zeki bir ailenin çocuğudur. Bir gün arkadaşı Govinda ile beraber, sahip olduğu her şeyi bırakıp Samanalar'a katılır. Samanalar ağır meditasyon yapan çileci keşişlerdir. Hayatındaki anlam arayışına devam ederken Samanalar'ı bırakıp Kamana adında bir kadınla tanışıp ona aşık olur. Kadının yardımıyla Kamaswami adlı tüccarın yanında işe başlar. Başlarda tüccarın para ve dünyevi zevklerini eleştirirken bir süre sonra bakar ki onunla aynı düşüncelere sahiptir. Uyurken rüyasında bir kuş görür ve kuşun öldüğünü görür. O gün her şeyi ardında bırakıp ordan kaçıp gider.
Mango ağacının altında dinlenirken eski dostu Govinda ile karşılaşır fakat arkadaşı onu tanımaz. Bilgin bir kayıkçı ile tanışıp onun kulübesinde yaşamaya başlar. Oruç, beklemek ve düşünmenin tek servetinin olduğunu söyler.
Hep bir arayışta olan Siddhartha doğadan gelen bilgiyi dinleyerek hayatın anlamını buluyor. Kendi öğretisini kendisi oluşturuyor.
Bilginin bir başkasına aktarılabileceği, bilgeliğinse aktarılamaz olduğunu söyler. Asla bir insanın tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkar olamayacığını, iyi ile kötünün arasında var gibi görünen çizginin bir yanılgıdan başka bir şey olmadığını belirtir.
Brahman oğlu Siddhartha'nın öğretici öyküsünü okuyup kendi öğretinizi kendiniz oluşturup öze dönüşünüz için içinizdeki ölmüş kuşu yeniden diriltmek isterseniz tam size göre bir kitap :)
İyi okumalar.