Su toprağı, ışık karanlığı, tomurcuk dalı, herkes herkesi terk ediyordu. Durmadan parçalanıyor, atomlarına ayrışıyordu yaşam. Parçalanmamayı kabul eden tek şey, cesaretti.
Ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna :Öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş.