Saygın bir aristokrat ailenin soyundan gelen Lev Aleksiyeviç Tolstoy, 1828 yılında, hayatı boyunca hemen hiç terk etmediği aile malikвnesi Yasana Polyana’da dünyaya geldi. Annesini çocuk yaşta kaybeden Tolstoy’a, çok sevdiği halaları baktı. Çocuk yaştan itibaren özgür bir mizaç sergileyen yazar, üniversite eğitimini yarıda bıraktı ve geleneğe uyup subay oldu. Kazaklara karşı savaşan ve defalarca ölümle burun buruna gelen Tolstoy, daha sonra yaşadıklarının etkisiyle şiddete ve militarizme karşı amansız bir mücadele başlatacaktı. Ordudan ayrılıp ‘Çocukluk’la ilk kitabını yazan Tolstoy, orta yaşlarında saygın bir doktorun kızı olan Sofya Bers’le evlendi. Başyapıtı Savaş ve Barış’ı genç karısının ona sağladığı istikrarlı hayat sayesinde, evliliğinin ilk dönemlerinde yazdı. Ancak bu kitapla birlikte huzurlu dönem de sona erdi. Anna Karenina’yı yazdığı günlerde yaşadığı varoluşsal bunalım, onu sonu gelmeyen bir anlam arayışına sürükleyecekti. Böylece önce köylülere has sade bir hayata, daha sonra da İsa’nın ‘Dağdaki Vaaz’ından etkilenerek oluşturduğu dünyevi bir
Hıristiyanlık inancına yönelen Tolstoy, zaman içinde büyük bir yazar olduğu kadar etkili ve ödün vermez bir aydına, bir aktiviste dönüşecek, dünya üzerinde silinmez ayak izleri bırakacaktı.
Daha önce Anton Çehov biyografisiyle dikkatleri üzerine çeken Rosamund Bartlett, Tolstoy: Bir Rus Hayatı’nda bu hayata sığamayan, çok yönlü dehanın ayak izlerini takip ederek akıl almaz yaşamöyküsünü beş yüz sayfaya sığdırmayı başarıyor
18.yy da önemli bir sanat ve kültür merkezi olan dımdım kalesi iran Şahı tarafından alınmak istenmektedir.Kalenin alınması için hertürlü yöntemi kullanan iran başarılı olamayınca büyük bir ordu ile dımdım kalesi kuşatılır fakat yine kale alınamaz, Bunun üzerine kalenin su kaynağı kesilir ve uzun bir kuşatma yapılır,Halkın susuzluktan kaleyi teslim edeceği düşünülür , Fakat kale teslim edilmez ve bütün dımdım kalesi halkı susuzluktan can verince kale alınır ama dımdım kalesi tüm ihtişamını kaybetmiştir.
Mekan küçücük bir hapishane hücresi , üstelik hücre oldukça karanlık , peki yazar nasıl bir kitap yazacak bu kadar az bir malzeme ile , işe yazarın ustalığı giriyor devreye ,bir böcek görüyor belli belirsiz , konuşmaya -dertleşmeye başlıyor kahramanımız...
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
Lise yıllarımda elime geçen ve uzun süre tekrar tekrar şiirlerini okuduğum bir kitaptı.Yazarın kendine göre özgün bir dili var ,yılmaz odabaşı tadı almıştım o zamanlar