“Türkler o kadar revaçtaydi ki, bu yüzyılda Türklerin faziletlerini, savaşçılıklarını, üstün ahlakını öven eserler verilmeye başlandı. el-Câhız’ın “Hilafet Ordusunun Menkbeleri ve Türklerin Faziletleri” adlı eseri, Türk-Arap mücadelesi devirlerinde baslayan Türk aleyhtarlığını ve Türkler hakkında uydurma hadisler yayma geleneğini alt üst etti. Türklerden korkmayı telkin eden uydurma hadisler, yerini bir Türk'ü tanımak için sadece onu görmenin yeterli olduğu, başka hiçbir işaret ve hususiyete ihtiyaç duyulmayacağına dair ifadelere bıraktı.”
"… Bilmem. Kimsenin artık birlikte dolaştığı yok. iki kişinin böyle birlikte işten işe dolaştığını, birlikte seyahat ettiğini daha önce hiç görmedim diyebilirim. İşçiler nasıl olur, bilirsin. Gelir, yataklarına yerleşir, bir ay kadar çalışır, sonra işten çıkar, kendi başlarına ayrılıp giderler. Kimse umurlarında değildir. Onun gibi bir kaçıkla senin gibi akıllı birinin birlikte takılması insana bir tuhaf geliyor."
“… Ancak hatırlanacağı üzere Diogenes'in tahta çıkma sebebi Türkmen akınlarindan duyulan endişeydi. Dolayısıyla Diogenes, aslında bir asker-imparator olarak yapması gerekeni uygulamaktaydi.”