Arnavutların Kruja'sındayız. Osmanlı'nın ünlü Akçahisar'ı;
Kruja, Arnavut milliyetçilerinin, Rönesans devri dedikleri dönemde merkezileştirdikleri bir yer. Arnavutluk'un Fraşeri, Topi yahut Topdani, Dukakin gibi aileleri bu kalenin içinde kurulan müzede portreleriyle ve büstleriyle kurucu babalar olarak kutsanıyor. Ama Arnavut milliyetçiliğinin ilginç niteliği de burada açığa çıkıyor.
Bağımsızlık için uğraşan Fraşerilerden Şemsettin Sami Bey kültürel milliyetçiliğimizin mimarlarından, hatta milli bilinci de uyandıranlardan. Ansiklopedimizi, çağdaş imlamızı, lügatlerimizi, üstelik başarılı bir örnek olmasa da ilk romanımızı ona borçluyuz. Aynı şekilde Şemsettin Sami Bey, Arnavut tiyatrosunun ve alfabesinin öncüsü. Eserinin her sayfasında buram buram Arnavut ve Türk milliyetçiliği kokuyor. Bu ikili milliyetçilik, ancak Osmanlı İmparatorluğu'na özgü olabilir...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nahit, senden bir ricam var. Ankara'da camcılara -çerçevelenmek üzere- iki resim bırakmıştım. Onları alabilir misin? Aksi halde sahiplerine karşı çok ayıp olacak. Biri Yenişehir'de Özen'in yanındaki Mormana adlı dükkândadır. Abidin'in pembe bir İstanbul resmi. Almak için altı buçuk lira vermek lazım. Öteki şehirdedir. Ulus Meydanı'ndan Karaoğlan'a doğru çıkarken Zincirli Cami'yi geçince bir çerçeveci vardır, orada. Resim Eren Eyüboğlu'nun resmidir. Üst tarafında mürekkepli kalemle "Orhan Veli'ye" diye bir yazı vardır. Onu almak için de beş lira vermek lazım. Bu resimleri alıp da saklayabilirsen çok memnun olurum. Ayrıca vaziyeti bana bildirirsen daha çok memnun olurum...
Sayfa 38 - Yapı Kredi Yayınları, 16.Baskı, 2025·Kitabı okudu
Biyolojik olarak ismin baba olabilir ama baba olmak vicdan ister,sevgi ister, saygı ister. Her önüne gelen çocuk sahibi olabilir, maksat yüreği yeten bir baba olmakta…
”Bir kadını ağlatırken çok dikkat edin,
Çünkü Tanrı gözyaşlarını sayar.
Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı.
Ayaklarından yaratılmadı.
Öyle olsaydı ezilirdi.
Üstün olsun diye başından da yaratılmadı
Ama göğsünden yaratıldı,eşit olsun diye.
Kolun biraz altından,korunsun diye.
Kalp hizasından,sevilsin diye.”
Eski Talmud’dan bir alıntı…
" Asıl adı İsmail Enver olan ve İstanbul Divanyolu'nda doğan Enver Paşa, Manastırlı Surre Emini Ahmet Bey ile Ayşe Dilara Hanım'ın oğludur. Annesi Kırımlı bir Tatar'dır. Babasının soyu ise Gagavuz Türklerinden gelmektedir. Ailesi çok varlıklı olmamasına rağmen İsmail Enver'in eğitimine önem vermiştir.
Enver Paşa, kendisinin Almanca olarak kaleme aldığı otobiyografisinde, 1299 yılının Muharrem ayında, çarşamba günü saat 12'de (6 Aralık 1882), İstanbul'da eski lisan mektebinin karşısında Divanyolu'ndaki evlerinde doğduğunu belirtmiştir. Buna göre üç yaşında evlerinin yakınındaki İbtidai okuluna (ilkokul) gitti. Daha sonra Fatih Mekteb-i İbtidaisine girdi ve ikinci sınıftayken babasının Manastır'a tayin olması nedeniyle okulundan ayrılmak zorunda kaldı. Yaşı küçük olmasına rağmen 1889'da Manastır Askerî Rüşdiyesine (ortaokul) girmeyi başardı ve oradan 1893'te mezun oldu. Akabinde Manastır Askeri İdadisine (Lise) devam etti ve 1896 yılında mezun oldu. Sonra Mekteb-i Harbiyye-i Şahaneye başladı ve bu okulu 1899'da 4. sırada piyade teğmeni olarak bitirdi.
Mekteb-i Harbiyye-i Şahaneyi okurken II. Abdülhamid (1876-1909) aleyhtarı propagandaların etkisinde kaldı. Erkân-ı harb eğitimi sırasında bir defa Yıldız Sarayı'na götürülerek sorgulandıysa da hüküm giymedi. Meşrutiyet'in 1908'de ilan edilmesi mücadelesinde Enver Bey, hep en önde yer aldı. Manastır dolaylarında dağa çıkarak II Abdülhamid'e isyan bayrağını açan en kıdemli subay oldu. Bu siyasi ve askeri mücadelelerinden dolayı Meşrutiyet İstanbul'da ilan edildiğinde "kahraman-ı hürriyet" olarak ön plana çıktı ve bu tarihten itibaren Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adını kullanmaya başlayan örgüt içindeki askerî kanadın önde gelen isimlerinden biri oldu... "
Sayfa 3 - Enver Paşa/Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili / Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu