16 Mayıs 1961 günü Seul sokaklarında insanlar kavşak ve köprüleri kapatan askeri araçları şaşkınlıkla izlerken, hükümet binaları ve basın-yayın kuruluşları asker kaynıyordu. Olup bitenlere komuta eden kişi, yanında ağır silahlarla donanmış paraşütçü birliği, üzerindeki haki mont ve gözünde güneş gözlüğüyle kameralar karşısına çıkan sert çehreli bir generaldi. Öngörülü fakat pragmatik, Japon yanlısı fakat milliyetçi, elini kana bulamış fakat ulus inşa etmiş bu adamın büyük planları vardı. Kore'ye gelmiş geçmiş en kalıcı miraslardan birini bırakan bu kişi, Park Chung-hee idi.
1917 yılında köylü bir ailede doğan Park, daha doğmadan şansı arkasına almıştı: Annesi hamileliğini sonlandırmaya çalışmış, fakat başarılı olamamıştı. 1.65 boyundaki bu adam bitmek tükenmek bilmez bir enerjiyle doluydu. Kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra gönüllü olarak Japon ordusuna katıldı, Mançukuo Harp Okulu ile seçkin Tokyo Harp Okulu'nu bitirdi, sonra da pek çok sömürge subayı gibi Kore Cumhuriyeti Ordusu'na katıldı. Diğer sağduyulu Koreliler gibi o da sola göz kırpıyordu: 1948'de ordu içindeki komünist bir hücrenin lideri olduğu suçlamasıyla şaibeli bir şekilde hapse atıldı. Şansı bir kez daha yüzüne güldü ve üstleri Başkan Rhee ile görüşerek infazını iptal ettirdi. (Bazı kaynaklarda yoldaşlarına ihanet ederek kurtulduğu iddia ediliyor.) Savaş sırasında tugay komutanlığına yükseldi, ardından ABD'deki Fort Sill kışlasında ağır silah ve lojistik eğitimi gördü. 1961 yılında Kore Cumhuriyeti Ordusu'nun harekât komutanı olmuştu.