İlk defa göz göze geldiğimiz ânı hatırlıyor musun?
Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin.
Seni istiyordum, biliyordun…
Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim.
Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum.
Dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin.
Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından, içinde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte!
“Ben onun önünden geçip gidiyorum.
O bana karşıdan bakıyor.
Fakat, her defasında, aramızdaki sessiz anlaşma, sessiz söyleşme bizi değme uzun, sevdalı konuşmalarından çok birbirimize bağlıyor.
Gözle görülmez ve fakat çelikten daha kuvvetli teller ondan bana, benden ona uzanarak bizi bir ağ gibi içine alıyor…”
Haberin var mı taş duvar ?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı ?
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…
Terketmedi sevdân beni
Aç kaldım, susuz kaldım
Hayın, karanlıktı gece
Can garip, can suskun
Can paramparça
Ve ellerim kelepçede
Tütünsüz, uykusuz kaldım
Terketmedi sevdân beni