Sueda Ceken

Sueda Ceken
@Sueda09
Hacettepe
7 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
"Mezhepler olmasın/olmamalıydı." Bir kesim Müslümanlar ve bir kesim gayrimüslimler arasında yaygın bir söylemdir. Şimdi biz bu kişilere "Hayır, bizce mezhepler olmalı." desek sadece bu sözümüzle dahi ilgili itiraza çürütmüş olabiliriz. Zira biz "mezhepler olmalı" dediğimizde onlar "mezhepler olmamalı" demektedir. Yani mezhepler olsun mu olmasın mı" konusunda, iki mezhebe bölünmüş olmaktayız. Mezhepler olmamalı mezhebi, bizim "mezhepler olmalı" görüşünü savunabilmemizi zor kullanarak engellemeyecekse iki mezhepten birisi olmaya mahkumdur. Bizim görüşlerimizi savunabilmemize müsaade edilmesi onların "Bu konuda iki mezhep olabilir" demesi anlamına gelecektir. Tutarlı olmaları ve bu konuda tek mezhep oluşturmaları için ya görüşlerinden dönmeleri ya bizim bu şekilde düşünmemizi engellemeleri ya da zor yoluyla bizi susturmaları gerekecektir. Zira düşünen insanlar farklı anlayacak ve hür insanlar anladıklarını ifade edecektir. Bu da doğal olarak mezhepleşme anlamına gelecektir.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Belki de unuttuğumu şey,yavaşlığın bize kattığı derinliktir.Bir dostluğu ağır ağır büyütmenin,bir aşkı olgunlaşmaya bırakmanın,bir becerinin sabırla işlemenin güzelliğini yeniden hatırlamamız gerekiyor.
“Martin birçok yemek daveti alıyor, bazılarını da kabul ediyordu. İnsanlar sırf onu yemeğe davet etmek için bir yolunu bulup onunla tanışıyordu. Martin, giderek büyük bir şeye dönüşen o küçük şeye şaşırmaya devam ediyordu. Bernard Higginbotham onu yemeğe davet ettiğinde daha da çok şaşırmıştı. Çaresizlik içinde kıvranıp açlıktan kırılırken hiç kimsenin onu yemeğe davet etmediği o günleri hatırladı. Yemeğe esas o zaman, boğazından lokma geçmediği için halsiz düştüğü, kıtlık çekip kilo kaybettiği dönemde ihtiyacı vardı. İşin içindeki paradoks da buydu. Yemeğe ihtiyacı olduğunda kimse yardımına yetişmemişti ve şimdi, yüz bin öğün yemek satın alabilecek durumdayken, iştahını yitirmişken sağdan soldan yağmur gibi yemek daveti yağıyordu. Ama neden? Bunun adaletli bir yanı olmadığı gibi, buna değer bir şey yaptığını da düşünmüyordu. O farklı biri olmamıştı. Yaptığı tüm işler o dönemde bile bitirilmiş yazılardan ibaretti. Mr. ve Mrs. Morse onu ayıplayıp aylaklıkla ve işten kaytarmakla suçlamışlar, Ruth vasıtasıyla bir büroda memur göreviyle çalışması için üstelemişlerdi. Üstelik Martin'in yazıp ortaya çıkardıklarının da farkındaydılar. Ruth, müsveddeler dolusu şiir ve hikâyeyi onlara vermiş, onlar da bunları okumuştu. Gazetelerde isminin yer almasını sağlayan işte tam da bu müsveddelerde yazanlardı ve insanların onu yemeğe davet etmesini sağlayan şey de gazetelerde isminin yer almasıydı.”
Sayfa 451·Kitabı okudu
“Karanlık çöktü. Sonra bu karanlık insanın dişlerini takırdatacak kadar soğudu yine, camlar, çerçeveler soğudu, duvarlar soğudu, kendi varlıklarını susan, kendi varlıklarını fısıldayan görüntüler soğudu, mesafeler soğudu, dere soğudu ve gece görünmeyen ayaklarıyla çatıların, avluların, ağaçların ve cümle mahlûkatın üzerine basa basa yürüdü, o yürürken işleri tıkırında olan ensesi kalınlar birer kuş hafifliğiyle akça pakça yataklarda uyudu, barları, meyhaneleri dolduran insanlar rengarenk ışıkların altında güle oynaya şarkılar, türküler söyledi, ilaç parası bulamayan garibanlar yumruklarını sıkıp dişlerini gıcırdattı, evine ekmek götüremeyenler kara kara düşünüp of çekti, hayatları boyunca hayatlarına giren insanların çoğuna bir şekilde kötülük ettikleri için artık kendilerini bile sevemez hâle gelenler iyilik ve tevazu şarkıları eşliğinde, cumbuldata cumbuldata, başkalarının sevgisinde vicdanlarını çitiledi, dili damağı kuruyan, ciğerleri börten hastalar kapılara bakıp su bekledi, mahkûmlar ranzalarında kâh o yana, kâh bu yana döndü, aç yatan çocuklar rüyalarında yiyecekler, içecekler gördü, nöbetçi eczaneler arı kovanı gibi işledi, kalplerinin başköşesinde yıllarca ağırladıkları kişinin pis bir yalancı olduğunu anlayanlar kendi öngörüsüzlüklerine hayıflanıp birer sigara daha yaktı, kim bilir, o sırada belki görünmeyen yıldızlardan biri de eğilip yukarıdan dünyanın ahvaline baktı, sonra artık yavaş yavaş şafak söktü ve Cevherlerin horozu sünmüş ipliğe benzeyen bir sesle derenin dibinde hayal meyal öttü.”
Sayfa 136·Kitabı okudu
Alıntı
Ve Sonsuza Dek Mutlu Yaşadılar
“Güç yozlaştırır.İnsanlığın elinde daha fazla güç biriktikçe,ihtiyaçlarımıza pek de uygun olmayan duygusuz ve mekanik bir dünya oluştu.”
Sayfa 370·Kitabı okudu
Alıntı