Winston Smith

Winston Smith
@Suheylll
Mütiş oldu gerçekten
Öğrenci
Üniversite
İstanbul
14 Kasım
6 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm!
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beklenmedik bir zamanda, beklenmedik hiçbir şey olmaz. Hiçbir zaman beklenmedik bir olayla karşılaşmaz insan. Olaylara rastlamak için yolunu sen değiştirdin. Karşı kaldırıma geçtin.
Edebiyat
Siyah saçlı kız, çayırın öbür yanından ona doğru geliyordu. Sanki tek bir hareketle, elbiselerini yırttı ve kayıtsızca bir kenara fırlattı. Teni beyaz ve pürüzsüzdü, ama içinde hiçbir arzu uyandırmadı, hatta doğru dürüst bakmadı bile. Onu etkileyen, elbiselerini bir kenara fırlatırkenki tavrıydı. Bundaki incelik ve umursamazlıkla, sanki bütün bir kültürü, bütün bir düşünce sistemini yok etmiş; Büyük Birader, Parti ve Düşünce Polisi, kolunun eşsiz bir hareketiyle yeryüzünden silinivermişti.
Edebiyat
Çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaktır. her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. Gazetedeki ölüm ilanı bile, yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır. ölüm bile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. Herkesin mezarında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarlarını otlar bürüyecektir. mezarları bir kenarda kalmasa bile, büyük ve muhteşem anıtların arasına sıkışıp kaybolacaktır. cennetteki muhallebicide de garson onlarla ilgilenmeyecektir. ağız tadıyla bir keşkül yiyemeden masadan kalkacaklardır. hayattan çıkarı olmayanların hayatı , çıkmaza sürüklenecektir. kendini beğenmişliğin cezasını daha bu dünyadan çekmeye başlayacaklardır. sıkıntılarını kimseyle paylaşmasını bilmedikleri için, yalnız başlarına ıstırap çekeceklerdir. duygu alıverişinden nasipleri olmayacaktır. duygusuz, hareketsiz, tatsız bir hayat yaşadıkları sanılacaktır. çektikleri acılarla, yüzlerinin buruşmasına, saçlarının beyazlaşmasına izin verilmeyecektir. güldükleri zaman sevinçli, ağladıkları zaman kederli oldukları sanılacaktır. hayattan çıkarları olmadığı da asla kabul edilmeyecektir. böyle bir yanlışlığa düşülmeyecektir. aslında, hayattan çıkarları olduğu ispat edilecektir, çıkarlarını korumak için canları çıktığı halde, bunu beceremedikleri için, çıkarlarıyokmuşdabirşeybeklemiyormuşçasınagillerden göründükleri yüzlerine vurulacaktır. Onlar da bu saldırılara bir karşılık bulamayacaklardır. kendilerini yokladıkları zaman, bütün ileri
Felsefe
Dinle öyleyse patron: Tanrı bir sabah, cinleri başına uyanmış halde toplandı. 'Ben ne biçim Tanrıyım ki,' dedi , 'vaktimi geçirmek için, bana günlük yakacak ve küfredecek insanlarım yok ? Baykuş gibi yaşamaktan bıktım artık! Tuuh!' Avuçlarına tükürdü, çamur yaptı, iyice yoğurdu; küçük bir insan yapıp güneşe bıraktı. Yedi gün sonra aldı, pişmişti. Tanrı ona bakıp güldü: ' Hay şeytan alsın beni!' dedi. ' Bu düpedüz domuz be ! Başka şey istiyordum , başka şey oldu. Hapı yuttum, ama oldu bir kere...' Sonra, ensesinden yakalayıp bir tekme attı: ' Hadi bas! ' dedi. 'Git başka domuz yavruları da yap. Dünya senindir; yürü! Biir, iki, maarş!..' Fakat o domuz değildi iki gözüm. Başında fötr şapka, omuzlarına rastgele atılmış bir ceket, ütülü bir pantolon ve kırmızı tüylü çarıkları vardı. Belinde de, - ona şeytan vermiş olmalı- üstünde, ' Seni yiyeceğim ! ' yazılı, bilenmiş bir Laz bıçağı taşıyordu...Bu insandı; Tanrı öpsün diye elini uzattı ona, ama insan, bıyığını burarak dedi ki: 'Yol ver be moruk, geçeyim!'
Sayfa 182
Felsefe