Akşama kadar anlattı ve benimle pek sevecen bir tavırla vedalaşıp gittiğinde, ben dedemin hiç de kötü, korkulacak biri olmadığını artık biliyordum. Ama beni öylesine acımasız kırbaçladığını düşündükçe de ağlayacak gibi oluyordum, unutamıyordum bunu.
O günlerden sonra insanlara karşı endişeli bir duyarlılık vardı içimde; sanki yüreğimin üzerindeki deriyi almışlardı; kendime de, bir başkasına da her incinmeye, her acıya çok duyarlıydım artık.