...Kimden yanasınız? Baş dik, gözler ilerde, kalbin çarpıntısı ve ruhun yükselişi: Hak'tan yanayız. Ah ne kadar tatlı, biz de haktan yanayız, daha doğrusu herkes haktan yana. Siz kiminle birlikte haktan yanasınız?
Artemis, o çok meşhur " Marslı " kitabının yazarına ait. Marslı kitabını da okumuş bir insan olarak bu kitabı da okuyor olmak yazarın yazım tarzını daha iyi kavramamı sağladığını düşünebilirim. Genel olarak ana kahramanın ukala ve küfürbaz olmasını seviyor (karakteri hayal ederken 'Küfürbaz Haydo' geliyor gözümün önüne). Diğer kitabında karakter erkekti, bunda ise kadın. Ancak ben kitabı karakterlerin isimleri olmadan okusaydım kesinlikle diğer kitabındaki karakterin Ay'a yerleştiğini ve bu kitabın, devam kitabı olduğunu falan sanırdım. Bambaşka dünyalardan gelip yine bambaşka dünyalara gitmelerine rağmen karakterler aynı. Bunun artı mı eksi mi olduğu kararını size bırakıyorum. İki kitabı karşılaştırma yoluna gitmek istemiyorum çünkü bu yazara haksızlık yapmak olur diye düşünüyorum. Bu yüzden yorumlarımı diğer kitabını okumamış gibi davranarak yapacağım -en azından bundan sonraki kısmında-. Yazarın kurmuş olduğu evreni sevdim. Üzerinde çokça düşündüğünü ve bir o kadar da araştırma yaptığını söyleyebilirim. Kitabın ilk sayfasından itibaren bir aksiyon var ve olaylar 2060lı yıllarda geçiyor (bunu ise bir ipucundan yakalıyoruz. Uzay Yolu filminin neredeyse yüz yıllık bir film olduğuna dair bir replik var). Bu yüzden hikayenin asıl başladığı noktaya kadar sıkılma durumunuz olmuyor zaten her şey çok hızlı ilerleyip bitiyor. Tipik Amerikan bilim kurgularından alıştığımızın aksine (sadece Amerikalı, Çinli ve Hintli yok) birçok farklı milletten bahsedilmiş. Ana karakter Suud ve babası samimi bir Müslüman. Bunun dışında; Amerikalı, Latin, Macar, Kenyalı, Vietnamlı, Ukraynalı... Biz ise Türk kahvesi vurgusu ile kitaptaki yerimizi almışız. Yazarın yapmaya çalıştığını sevdim ama bir noktada yersiz buldum. Çünkü hepsini benzer karakterde işlemiş. Yazarın en büyük sıkıntısı da bu:
Jin Chu yüzünü kapatıp ağlamaya devam etti. "Bir de üstüne işimden de olacağım!"
"Yarabbim!" diye bağırdım ona. "Benim cinayetim sırasında kendi sorunların için mızmızlanmayı kessene!"
Trond para s*çıyordu ama parası kızının yürüme yetisini almaya yetmezdi. Ya da yeter miydi? Dünya'da Lene tekerlekli sandalyeye mahkumdu ama ayda koltuk değnekleri üzerinde rahatlıkla hareket edebiliyordu.