Tutkularımızın bizi en çok yoldan çıkardığı anlarda her şeyi tüm açıklığıyla görebildiğimize ilişkin yargılarımıza bütünüyle inanıyor oluşumuz insan doğasının en büyük çelişkilerinden biriydi.
Karıncanın hayatta kalması için olmazsa olmaz koşul işini yapmaktan geçer. İnsanlar içinse var olma şartı öğrenmektir. Karınca içgüdüleri sayesinde hayatını idame etmesini sağlayacak vazifesini yerine getirir. Oysa bizim taklit içgüdümüz bize vazifemizi nasıl yapacağımızı gösterir.
Kış Güneşi
Aralık ayında bahar sıcaklığı
mesafeli ama samimi
Ne büsbütün sarmakta
ne de ısırmakta
Kafamda sayısız hesap
ne çok borçlanmışım
Loş bir odadayım
bahara açılan kapıya
sabırsızca bakmaktayım
Özgürlük
bir adım ötemizde
hep geri adım atmaktayız
Bilmeyecek kadar aptal mıyız
ölüm anlamına geldiğini
en iyi haliyle
Daha beterlerinde savaş
durmadan savaş
kirli, kanlı, çürük
cıvık bir savaş
Öyle pis kokar ki
kimse kokusundan tanınmaz
Hani nerede kaldı
dört duvarsız gökyüzü
Hadi söyleyin bakalım
kuşlar gerçekten hür mü?
Bir’dir BİR
sesleniyorum içeriden
cevap veriyorum mutfaktan
kendi koynuma giriyorum
gövdesine çivi batırılmış
solucan gibi kıvrılıyorum
acı değil her günüm
benle olmayı seviyorum
bir ileri bir geri
adımladığım evimde
kendime takılıp düşüyorum
yardım eden bir el
yine bana ait
bedenimi kucaklayıp
uykuya yatırıyorum