"İnsan ada değildir,
Bütün de değildir tek başına,
Kıtanın bir parçası,
Okyanusun bir damlasıdır;
Bir kum tanesini bile alıp götürse deniz,
Avrupa küçülür.
Sanki kaybolan bir burunmuş,
dostlarının ya da senin bir yurdunmuş gibi;
Bir insanın ölümüyle eksilirim ben,
çünkü... bir parçasıyım insanlığın;
İşte bu yüzden hiç sorma " çanlar kimin için çalıyor?" diye, senin için çalıyor."
John Donne
Bizler tek oluşumuzla kaygıya sürüklenen sosyal yaratıklarız. Toplum bu kaygımızın üzerine eğilebilmemiz için aynılık üzerinden sahte ve kolay yollar sunuyor. Bizi aynı ürünleri tüketmeye, aynı işlerde çalışmaya, aynı hedefleri benimsemeye ve kendimizi uyum sağlamaya ve farklılığın önemsiz nüanslarıyla tanımlamaya davet ediyor. Ancak bizde birey olma cesareti yoksa sevgiye asla erişemeyiz, çünkü “sevgi, kişinin bütünlüğünü koruması koşuluyla birleşmedir”. Sevgi, güvensizlik hissinden dolayı almak değildir; vermekle, neşenin, ilginin, anlayışın, şakalaşmanın ve üzüntünün, yani içimizde “canlı olan tüm şeylerin ifadesi ve dışavurumuyla” başlar