“Doğa bir günlük ömrü olanları bile küçük görmez. Bütün özünü tek bir anın içine akıtıp döker. Hayatın ödülü bu akıntının içinde saklıdır. Sonrasında çok geç kalınmıştır.”
“Bizde tarikatlar 100’e yakındır, bunların ayrıca yüzü aşkın şubeleri vardır. Yalnız bizde böyle değil bu... Hristiyanlıkta, Musevilikte yetmiş beşe yakındır tarikatlar... Bunları, gireceğim yolu seçmeye çabalarken okudum biraz. Şunu gördüm. Araplar mezhep kurucusudurlar. Biz Türkler tarikat kurucusuyuz. Arap mezhepleri Sufiliğe, Türk tarikatları tasavvufa dayanır. Tasavvufa göre dünyada her şeyden önce güzellik vardı. İbadet bu güzelliğe tutkunculuktur. Bu sebeple Türk’ün bağlanacağı inanç Allah korkusundan değil, Allah sevgisinden gelir. Okudukça tasavvufun yalnız Türk'e mahsus bir yol olduğunu anladım.