Ümidin daşıyıcısı olmaq ümidle incitmekden daha ağrılıdır-
Senin kederin onlara ağır gelmir çünkü hiss etmedikleri bir şeyi daşımaq onlara yük deyil - çünkü insanların merhemeti ümumi,qezebleri ise şexsidir-çünkü sen onları içlerine baxmayı düşündürürsen her kese tebessüm edir sene ise üz çevirirler- Eger seni susdururlarsa demek ki varlığın onların tebessümlerine ziddir-
Dostoyevskinin insan ruhunu çözen dünyasına esasen- insanın ağrısı umudsuzluğundan ziyade hele de üreyinde bir umudu yaşatmasıdır- çünkü bezen incinen bir tek ürek deyil- ceza alan ümiddir,
Anlam belkede insanın özüne yüklediyi en böyük illiuziyadır; heçne deyişmir lakin biz bir anı' seçir ona ' önem' yükleyir sonra da onun etrafında ömür boyu dönürük-biz eslinde heyatı anlam yaratmaya yaşayırız -bütün ömür boyu yaşadığımız heyatın içinde bir neden' tapmaq, bir 'ne üçün'inşa etmek üçün varız
Lakin bir de bele insanlar var- artıq acının hardan geldiyini deyil haradan gelmediyini anlayırlar - onlar öz şefalarının yolunu bilirler- ve bu insanlar böyümür,çünkü böyümek bu dünyanın kodlarını qebul etmekdir- lakin onlar ruhlarını seçirler- onlar sevginin ve deyerin eskilmediyi zamanın varisleridir- gerçek gözelliyi yalnız ruhun gözüyle görürler
--ve bir de tersi de var-Platon idrakının gördüyü ruhlar- bedenin gecici cazibesine uyanlar ise ölümlülüyün her türlü saçmalığına teslim olmuşlardır.
-
Bilmirem her kesde beledir mi?
Uzun dırnaqlarla yemek bişirenlere " üreyim sıxılır"
Kofeni qarışdırarken qaşıqla gelen o sesler var ya..
Kitabı oxuyub sadece başlığı yadda saxlayanlar
Ve bir de semiminiyyetsiz semimiler- boş baxışlı heqiqetsizlik-semimiyetin sessiz tehqiridir bunlar- ruhsuz yaxınlıqlardır-ve bu insanlar içinde insan yaşamayan evler kimidir
..niye?