Sende gerçekten büyük adamı tanıyabilecek duyarlıklar
yok. Onun varolma biçimini, acılarını, dileklerini
ve senin için verdiği kavgaları bilmiyorsun.
Seni baskı altına almayı ve sömürmeyi düşünmeyen,
özgür, gerçek ve dürüst bir insan olmanı içtenlikle
arzulayan kadınların ve erkeklerin olabileceğini
anlamıyorsun. Bu kadınları ve erkekleri sevmiyorsun,
çünkü onlar senin varlığına yabancılar. Onlar
sade ve içten insanlar; senin için sıradan şeyler
ne ise, onlar için de gerçek o. Seninle alay etmek
için değil, insanlığın yazgısına üzüldükleri için senin
içini okuyorlar, ama sen kendi içinin okunduğunu
anlıyor ve tehlikenin geldiğini sezinliyorsun.
Diğer küçük adamlar, bu büyük adamların büyük
olduklarını söyledikleri zaman sen onları alkışlıyorsun.
Sen büyük insanlardan, onların yaşamla olan
içli dışlılığından, yaşama olan sevgilerinden korkuyorsun.
Büyük insan seni canlı bir hayvan, canlı bir
varlık olduğun için seviyor sadece. Onun en büyük
arzusu, senin binlerce yıl çektiğin acıyı artık görmemek,
binlerce yıl saçmaladıklarını artık duymamak.
O senin artık bir yük hayvanı olmaktan çıkmanı istiyor,
çünkü o yaşamı seviyor, senin acılarının ve
bilgisizliklerinin sonunun gelmesini arzuluyor.
Kendi büyüklüğünü, gerçek
bir büyük adamdan alan küçük büyük adamlar,
parasal alanda, diplomaside, yönetimde, bilimlerde
ve sanat dallarında en yüksek yerleri ele geçirir, oysa
sen, nerede isen orada, kendi bataklığında kalırsın.
Algıladığı düşünceye hayran olacak
yerde, algılamadığı düşünceye hayran oluyor. Bir
şeyi ne denli çok anlamazsa, o denli çok inanıyor ve
anlamını kolayca kavradığı düşüncelerin doğruluğuna
inanmıyor.