ays

ays
@Supangle
Burası benim krallığım.
Kurallarını benim belirlemediğim bir hayatın içinde kurallarım benim belirlemediğim bir evlilikti bizimki. Ben sadece olur demiştim. Ertelenmiş kavuşmamızın sarhoş edici saadetiyle evliliğimizde belki başka bir kadının itiraz edeceği durumları kurcalamamış, önüme konanı her şeyin üzerini örten bir şükür duygusuyla kucaklamıştım.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ölenin ardından onun kişisel eşyalarının kaderini tayin edecek yegane kişi olmak, onun yaşamındaki noksanlığıyla baş etmek maratonunda koşması en zor kilometreymiş.
Ölümün evimize yavaş yavaş yaklaştığı, hastalığın her gün başka bir bütünlüğünü parçalayarak Orhan'ı nihayet ufalaya ufalaya kuma dönüştürdüğü gri kış günlerinin ardından ışıklı bir bahar günü toprağa verilmesinin hafifliği, sadece mevsimlerin rastlantısı değildi bence. Orhan yaşarken de kimseye ağır gelmemiş, yeryüzünü sonsuz bir zarafetle adımlamış, bir karıncayı olsun gücendirmemiş, bolca kalp kazanmış, hastalığın iyice ilerlediği günlerde doktorun "Artmasını bekliyoruz" dediği ağrısını bile iyi huylu gülümsemesinin altına saklamış, son gününe dek bir kere olsun isyan etmemiş, yavaş yavaş ölmekte olduğu gerçeğiyle ruhlarımızı incitmemeye uğraşarak hayatındaki herkesi bu korkunç hastalıkla bizzat kendisi va.sıtasıyla yüzleştirmek zorunda kalmaktan müthiş derecede mahcubiyet duymuştu.
Bahar, içlerimizde göğe doğru uluyarak ağlayan matemi alıp dizine oturtmuş, sakinleştirmişti. “Tamam, tamam, geçecek.”
Kahve yapmak bana hala dünyaya etki ettiğimi hatırlatıyordu. Dokunduğum bir şeyi değiştirebildiğimi, yok olmadığımı, yeryüzünden gidenin ben olmadığımı, yaşamımın sürdüğünü anlatıyordu.