ays

ays
@Supangle
Burası benim krallığım.
Benim ebeveynlerim, yüzleri, görüntüleri aynı ama dönüşüm geçirmişler . . . Yaşamlarından, hallerinden tavırlarından, zevklerinden nefret etmeden, onları tamamen sevebilmek. . . Hayaller kuruyor, zihnimde onlara biçim veriyordum ve sonra yere inip onları oldukları gibi kabullenmek zorunda kalıyordum. İnsanın anne babasını sevememesi, bunun neden olduğunu bilmemesi dayanılır gibi değil.
Reklam
Yüreğim burkuluyordu. . . Babam, annem, beni gerçekten düşünen bir tek onlar var, onlardan başka kimsem yok. Zihnimde iyilikleriyle varlar sadece, fedakar, değerli ve güler yüzlü, kendini düşünmeyen, olağanüstü insanlar. Başarılı olmamı istiyorlar, benim mutluluğumu istiyorlar, henüz öyle olmasam da, kendimi dünyadan uzak, huzursuz, mutsuz hissetsem de, haklılar herhalde. Üstelik bir diplomaları bile olmadığı halde böyle davranmaları daha da takdire değer. İleride onlara bunun karşılığını vererek teşekkür edeceğim..
Öğretmenler annemle babama müteşekkir olmamı, onların sözünden çıkmamamı söyleyip duruyor ama eminim, onlar bizim eve bir gün bile dayanamazdı, içleri kalkardı, kaba saba insanları ne kadar korkunç bulduklarını anlatırlar hep, biri sesli hapşırdığında, kaşındığında ya da doğru düzgün derdini anlatamadığında yüzlerinde hemen bir tiksinti ifadesi belirir. Ama benden onlara saygılı davranmamı istiyorlar . . . Tek çare görmezden gelmek, otelde konaklı yormuşum gibi yemeğimi yiyip, kitabımı okuyup, yatıp uyumak. Şurası çirkinmiş, burası kir pas içindeymiş, kırık dökükmüş aldırmamak.
Kalburüstü insanların arabası, evrak çantası, trençkotu olur, elleri temizdir. Hitabetleri kuvvetlidir, her yerde, her durumda etkileyici konuşurlar. Postanede, veznenin önünde, yüksek sesle: "İnanılır gibi değil! Ne hakla bizi burada böyle bekletiyorsunuz!" Babamsa hiçbir şeye karşı gelmez. Saatlerce bekletebilirsiniz onu. Karşılık, her daim, kalburüstü insanlar. Onlara asla babamın kafesinde rastlayamazsınız. Kalburüstü kadınlara gelince, onlara daha da dikkatli bakıyorum, saç kesimleri, tayyörleri, mücevherleriyle bambaşka tarzları var, ölçülüler, asla seslerini yükseltmezler. Sokak ortasında çene çalmazlar, kollarına astıkları büyük sepetlerle, alışverişlerini şehir merkezindeki mağazalardan yaparlar. Kaygısızlık, evet doğru kelime bu, kusursuzlar, tertemiz.