"Oku oku oku, başın ağrımıyor mu?" Gittikçe daha az
konuşuyorum, konuşmak beni sinirlendiriyor. Ağzımı
açar açmaz, o anda ne yapıyorlarsa bırakıp memnuniyetle,
hatta hayranlıkla bana bakıyor, sorular soruyorlar, ne
kadar anlatırsam anlatayım nafile, hep yalan yanlış anlıyorlar.
Tanrım, yüce Tanrım,
benim kabahatim değil, n' olur değiştir her şeyi, benim
annem babam da diğerlerine benzesin . . . Peki ama
niye sadece ben, niye Jeanne ya da Roseline değil?
Bu iki dünya arasında
muhtemelen hiçbir zaman bir denge kuramadım. Oysa
birinden birini kerteriz almam gerekirdi, mecburen. Annemle
babamınkini, daha beteri, yarısı ucuz kırmızı şarapla
kafayı bulan Lesur ailesinin dünyasını seçmiş olsaydım
okulda başarılı olmak gibi bir arzu duymaz, tezgahın
arkasında patates satmaktan gocunmaz, üniversiteye
de gitmezdim.
Tanrı Jeanne'ın, Roseline'in yüzüne gülüyor, anlattıklarına
bakılırsa, beyaz lake mobilyalı odalarındaki, çiçekli,
goblen perdeli salonlarındaki oburlukları, miskinlikleri
bağışlanabilir, küçük günahlar, ufak tefek hoşluklar
olarak görülüyor. Yapış yapış ve kirli bir şey geçip gitmemecesine kuşatıyor beni, onlardan farklı oluşumun, ait
olduğum dünyanın bir sonucu bu. Hiçbir tövbe duası
kurtaramaz beni. Cezalandırılmak boynumun borcu.
Yaz yağmuru nedir biliyor musunuz?
önce yaz göğünü patlatıp çatlatan saf güzellik, kalbi ele
geçiren saygılı kaygı, yüceliğin bile ortasındayken kendini
pek gülünç hissetmek, nesnelerin haşmeti karşısında pek
kırılgan ve şişkin hissetmek, dünyanın cömertliği karşısında
şaşkın, kendini kaptırmış, aşırı hoşnut hissetmek.
Sonra, bir koridoru arşınlamak ve aniden, ışıklı bir odaya
dalmak. Başka boyut, henüz doğmuş kesinlikler. Beden artık
bir kılıf değil, tin bulutlarda yaşar , suyun gücün onundur,
yeni bir doğumla birlikte mutlu günler müjdelenir.
Sonra, gözyaşları gibi kimi zaman, yuvarlak, güçlü ve
dayanışma içinde olduklarından, artlarında uyuşmazlıkla
yıkanmış uzun bir sahil bırakırlar; yağmur , yaz, kımıltısız
tozu süpürerek, varlıkların ruhuna bir tür sonsuz soluk aldırır.
Böylece, bazı yaz yağmurları, bizim içimize, kalbimizle
birlikte çarpan yeni bir kalp gibi demir atarlar.