Arzu! Bizi taşıyan ve çarmıha
geren odur. Bizi önceki gün kaybettiğimiz ama güneş doğduğunda
yeniden bir fetih alanı gibi gördüğümüz muharebe
alanına her gün yeniden taşır. Yarın ölecekken, un ufak olmaya
mahkum imparatorluklar inşa ettirir bize.
Bu yemekler , bu kupalar, bu halılar
ve bu bardaklar bizim kalbimize hangi olmayan yaşamı
telkin ediyorlar? Tablonun sınırları dışında yaşamın gürültü patırtısıve sıkıntısı, projelerin bitmek bilmez ve nafile bitkin koşusu var elbette. Ama tablonun içinde, insanın açgözlülük
zamanından sökülüp alınmış, ertelenmiş bir anın tamlığı var.
İnsanın açgözlülüğü!