ays

ays
@Supangle
Burası benim krallığım.
Arzu! Bizi taşıyan ve çarmıha geren odur. Bizi önceki gün kaybettiğimiz ama güneş doğduğunda yeniden bir fetih alanı gibi gördüğümüz muharebe alanına her gün yeniden taşır. Yarın ölecekken, un ufak olmaya mahkum imparatorluklar inşa ettirir bize.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu yemekler , bu kupalar, bu halılar ve bu bardaklar bizim kalbimize hangi olmayan yaşamı telkin ediyorlar? Tablonun sınırları dışında yaşamın gürültü patırtısıve sıkıntısı, projelerin bitmek bilmez ve nafile bitkin koşusu var elbette. Ama tablonun içinde, insanın açgözlülük zamanından sökülüp alınmış, ertelenmiş bir anın tamlığı var. İnsanın açgözlülüğü!
Büyük eserler, bizim içimizde zamandışı bir uygunluğun kesinliğine erişen görsel biçimlerdir. Bazı biçimlerin ancak yaratıcılarının onlara verdikleri özel görünüm altında sanat tarihini kat edişi ile bireysel dehanın ardında evrensel dehanın veçhelerinin sezilmesi insanı son derece rahatsız eder.
Bir soru daha: Ya ben? Benim de yazgım alnımdan okunuyor mu acaba? Ölmek istememin nedeni buna inanıyor olmam. Ama eğer evrenimizde henüz olmadığımız şeyi olma olasılığı varsa ... Ben bu olasılığı yakalayabilir miyim? Kendi yaşamımı babalarımınkinden farklı bir bahçe haline getirebilir miyim?
İşin kolayı hep bulunur. Gerçi ben bu yolu seçmekten hep tiksinmişimdir. Benim çocuğum yok, televizyon seyretmem, Tanrı'ya inanmam ... İnsanlar hayatlarının daha kolay olması için bu patikaları seçerler. Çocuklar, kişinin kendisiyle yüzleşme acılı görevini ertelemesine yardım eder, torunlar da bunu sürdürür. Televizyon, boş hayatlarımızın hiçliğinden yola çıkarak pro jeler inşa etmek gibi bitkin düşürücü bir zorunluluktan bizi uzaklaştırır; gözleri aldatarak, ruhu duyunun büyük işinden kurtarır. Tanrı ise, memeli soyumuzdan gelen kaygılarımızı yatıştırır, zevklerimizin günün birinde son bulacağı yönündeki dayanılmaz kesinliğe dayanma gücü verir. Dolayısıyla, ne gelecek, ne soy sop varken, saçmalığın kozmik bilincini sersemleştirecek piksellerim yokken, sonun kesinliği ve boşluğun öngörüsü içindeyken, kolaycılık yolunu seçmediğimi sanırım söyleyebilirim.