ays

ays
@Supangle
Burası benim krallığım.
“1883 yılında Karl Marx’ın Londra mezarlığındaki cenaze törenine kalabalık bir topluluk katıldı; mezarcıyı da sayarsak, on bir kişilik bir kalabalık. En ünlü cümlelerinden biri mezar taşına kazındı: Filozoflar dünyayı çok farklı biçimlerde yorumladılar, ama asıl mesele onu değiştirmek. Bu, dünyayı dönüştürme peygamberi hayatını polisten ve alacaklılardan kaçarak geçirdi. Başyapıtı hakkında şöyle demişti: -Benim kadar az parası olup da para hakkında bu kadar çok yazan başka kimse olmadı. Kapital, onu yazarken içtiğim tütünün parasını bile karşılamayacak.” 14 Mart
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
virginialı orman bekçisi roy sullivan 1912 yılının yedi şubat günü doğdu ve yetmiş yıllık ömrü boyunca yedi kez yıldırım çarpmasına maruz kaldı: 1959’da bir yıldırım ayak parmaklarından birinin tırnağını kopardı; 1969’da bir başka yıldırım kaşlarını ve kirpiklerini ütüledi; 1970’de bir başka yıldırım sol omzunu kavurdu; 1972’de bir başka yıldırım onu saçsız bıraktı; 1973’te bir başka yıldırım bacaklarını yaktı; 1976’da bir başka yıldırım bir ayak bileğini yardı; 1977’de bir başka yıldırım göğsünü ve karnını yaktı. ama 1983’te kafasını dağıtan yıldırım gökten gelmedi. dediklerine göre sebep bir kadının sözü ya da sessizliğiymiş. öyle diyorlar..
“-Eğer dünya üzerinde “İyi” yoksa onu icat etmek gerekir.”
“Türkiye 2009 yılında, daha önce vatandaşlıktan çıkarılmış olan Nazım Hikmet’i vatandaşlığa geri aldı ve hem en sevilen hem de en nefret edilen şairinin Türk olduğunu kabul etti. O bu güzel haberi öğrenemedi: yarım yüzyıl önce ömrünün büyük kısmını geçirdiği sürgünde ölmüştü. Toprağı onu bekliyordu, ama kitapları yasaktı ve kendisi de. Sürgündeki dönmek istiyordu:   Giderayak işlerim var bitirilecek. … Oldum yıldızlarla haşır neşir ama sayısı bir tamam sayılamadı. Kuyudan çektim suyu ama bardaklara konulamadı.     Asla dönmedi.  ”
Edebiyat