Neden insanlar kesinlikle bir şey gerçekleştirmeye can atıyorlar? Serinkanlı bir dinginlik içinde, şu göğün altında hiç kımıldamadan dursalar çok daha iyi etmezler mi? Yapılması gereken ne var ki? Bunca çaba, bunca hırs niye? İnsan sessizlik duygusunu yitirdi. Bilinç yaşamsal bir yetersizliğin meyvesi olsa da, her bireyde uyumsuzluğa yol açmaz; hatta kimilerinde yaşamsal eğilimlerin kızışmasını sağlar. İnsan artık şimdide yaşayamadığı için, kendisini bunaltan, köleleştiren gereksinim dışı şeyleri biriktirir; gelecek duygusu onun için bir felaket olmuştur. Bilincin insanları iki büyük gruba ayırdığı süreç çok tuhaftır. İnsanın neden gerek enerji gerekse denge merkezini bulamayacak kadar tutarlılıktan uzak olduğunu açıklar bu süreç. Bilincin içselleştirmeye, işkenceye, trajediye yönelttiği kişiler de, bir şeyler edinip onlan ellerinde tutma arzusunun sınırsız yayılmacılığına savurduğu kişiler de farklı şekillerde mutsuz, dengesizdirler. Bilinç, hayvanı insan insanı da iblis yapmış, ama daha kimseyi Tanrı’ya dönüştürmemiştir; her ne kadar dünya bir Tann’yı çarmıha göndermekle övünse de.