ays

ays
@Supangle
Burası benim krallığım.
Sen yaşama sevincini “ekonomik koşullarını”, bir “makine”yi sevmekle karıştırıyorsun; insanların kurtuluşunu, devletin büyüklüğü ile; özveri arzusunu, partinin aptalca “sıkıdüzeni” ile; kitlelerin yükselişini, askeri bir törenle; aşkın özgürlüğe kavuşmasını, Almanya’yı işgal ettiğinde eline geçen her kadının ırzına geçmekle; yoksulluğun ortadan kalkmasını, yoksulları, zayıfları ve eli kolu bağlı insanları yok etmekle; eğitimi, “vatanseverler okulu” ile; doğumun denetimini, “dünyaya on çocuk getirmiş anne’ye verilen madalya ile karıştırıyorsun. Kendi kafandan çıkan bu “on çocuklu anne” fikrinin kurbanı değil misin?
Reklam
Evliliğe yasa kelepçesini vuranın, senin cinsel açlığının ve cinsel sorumsuzluğunun olduğundan hiç haberin yok! Sen küçük, pis kokan, güçsüz, katı, boş ve yaşamdan yoksun olan bir duygu içinde zavallı birisin. Bir kadınla birlikte yaşamıyorsun, eğer rastgele birisiyle olursan, “erkek” olduğunu kanıtlamış olmak için onu “yapmak”tan başka bir şeyi arzulamıyorsun. Sevmekten haberin yok.
Hıristiyanların ya da Kızılderililerin tanrısına ne kadar inanıyorsam, Yahudi tanrısına da o kadar inanıyorum, ama senin kendi tanrına nasıl baktığını biliyorum. Ben Yahudi soyunun, seçkin bir soy olduğuna inanmıyorum. Yahudilerin bir gün kendilerini bu gezegendeki insan hayvanları arasında kaybedeceklerini ve bunun kendileri ve gelecek kuşaklar için iyi bir şey olacağını biliyorum. Bu sözlerim hoşuna gitmedi değil mi Yahudi küçük adam! Yahudiliğini öne çıkarıp duruyorsun, çünkü kendini ve Yahudi olarak sana yakın duranları küçük görüyorsun. Yahudinin kendisi en büyük Yahudi düşmanıdır. Bu bilinen bir hakikattir. Ama ben seni küçük görmüyorum, senden nefret etmiyorum. Bir Çinliyle ya da bir orman hayvanıyla yani açıkçası ortak evrensel kökenimizle ne ortak yanımız varsa, seninle de olsa olsa o kadar ortak yanımız var, hepsi bu.
Hep mutluluğu arıyorsun, ama omurga kemiklerin ya da yaşamın pahasına olsa bile, güvenliği seçiyorsun. Mutluluğu yaratmasını, korumasını ve tadını çıkarmasını bilmediğin için, doğru insanın cesaretinden haberin yok.
Sevgi dolu ve yardım sever bir insanı, ister kahvede, ister sarayda olsun, farkında olmadan tüm toplantılardan kovan sensin, küçük adam, çünkü sen ona soluk aldırmıyorsun. Ona yıllarca olmayacak acılar çektirip bugünkü duruma getiren kim? Sen, senin hafifliğin, senin dar kafalılığın, yanlış düşünüşlerin ve on yıllık toplumsal gelişmenin direnmesine dayanamayan “sarsılmaz doğruların”