Lorenza Sorel

Lorenza Sorel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·1025 syf.··
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2019 16:48
·
2019 2. kitabı
Fyodor Dostoyevski
9/10 · 45,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Erkekler Daha Arsız
Puan vermedi·448 syf.··
2021 8. kitabı
Yazarın olgunlaştığı döneme denk gelen zamanlarda yazdığı İskender’i tam olarak beş saat önce bitimdim. Elif Şafak'ın diğer üç kitabını da okuduğum içindir belki de onun yazma tarzını, kurgulama çeşitlerini iyiyle kötüsüyle tanırım. O yüzden içime güvenerek bunları yazmakta bir sıkıntı görmüyorum. Kitabın ana kurgusu belki de Türk yazarlar tarafından sayısız kere işlenen göçmen ailesi hikayesi ve onların orada aileleriyle birlikte yozlaşmaları. Bu konu üzerine bu kadar yazılıp çizilmesine veremediğim kafa karışıklığı bu kitaptaki diğer yanlarda da gördüm. Her zaman ki gibi bu asile oradan fazla tutunamıyor, aile paramparça oluyor. Şafak, bana kalırsa yurtdışına göçen insanları bu sefer farklı olmak için gerçeklerle de destekleyerek kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamalıydı. Tabi yazarın, asla ama asla kurgusunu benim fikrime dayanarak değiştireceği hayal bile edilemez ama benim yorumum bu. Dilin çeşitli imge ve mesajlardan uzak, çakıl taşları edasıyla her büyüklük ve renkte kullanılması bence yazarın öz tarzını gösterir. Dilinin içine her kelimeye yer olduğu için yazarın kelimelere saplanıp tekrar ettiği bir yer dahi görmedim. Bunun yanı sıra o renkli ve farklı kelimelerin arasına bilindik marka adlarını sıkıştırması da yazarın bir kusurudur ama benim tek merakım bu kusurun kasıtlı yapılıp yapılmadığıdır. Sonuçta dünya platformunda yazan bir insan ve markalara laf çarparak okuyucularının her birinde bir çeşit marka sempatisi kazanabilir. Elif Şafak'ın içinde yaşadığı çeşitli fikir ve ideoloji tartışmalarının kitapta yansımalarını görmek gayet açıktır. Tabi yazarın bu tutumundan rahatsız olmadım ancak bu onun kitabında bir eksiklik duygusu uyandırıyor. Doğu eyaletlerinin cahil aile yapılarının çatışmasının işlendiği bu kitabı sevmedim.
İskenderElif Şafak · Doğan Kitap · 202421,3bin okunma
Bir Bataklıktır Savaş
Puan vermedi·434 syf.··
2021 7. kitabı
Savaşın birebir tanığı ve bazı yerlerde öznesi de olmuş yazarın bunu kitabında farklı olma çabasından uzak durarak aktarışı da natürel yazarlığına işaret etmekte, bundan başka bir de dolambaçsız bir gerçeklikle de göstermektedir. Okuduklarımızın verdiği göstergelerle kurgunun devamını, işleyiş tarzını tahmin ederek kendi içimizde de bir kurgu yaratırız ama Silahlara Veda'da ise bu durumu yaşandığını söyleyemem. Zira yazar bir göstergenin (savaş) klasik devamlılığını vermek yerine kendi öz kurgusuyla satırları doldurmaya devam ediyor. Savaş göstergesi kahramanlığın yegane kaynağı değil bu kitapta; savaşmak isteyenlerin savaşmak istemeyenleri savaşa zorladığı bir kitap bu. Tabi bu anlayışın savaş fanatiği olmasa da desteğini vermekten esirgemeyen bir doktor ağzından verilmesi de bir bakıma ironi sayılabilir. Dilin hakim estetik çerçevenin sınırlarından çıkarak kendini çizmesinden daha önceki paragrafta yazmıştım ama beni ilgilendiren bir diğer nokta değişen teknolojiyle birlikte dildeki değişimin de yazarın tarzını oluşturmasıydı. Zaten kitabımız II. Dünya Savaşı sırasında İtalyanlarla birlikte geçiyor ve eski eserlerin aksine modern insanların kullandığı bir dili vardır. Bu belki estetik mumuyla aydınlanan sanatseverleri rahatsız etmiştir, bunu bilmiyorum. Bildiğim ise Hemingway'in bir ışık kaynağı varsa o da kısıtlı ve mülkiyeti mümkün bir mum değil de sonsuz ve mülkü edilmeyen güneş olacağıdır. Gerçek yaşamda tatmadığım şehvetin arkasından yine gerçek hayatta yaşamadığım yakınını ölümüne karşı duyulan hissi de yaşayarak bu satırlarda geziyorum. Savaşın insan psikolojisindeki tahrip edici yanını gördüğümüz bu kitapta savaş destekçisi karakterin başına gelen sayısız dostun kaybına bir de hamile sevgilisinin ölümü de eklenmişti. Çarpıcı demekle eksik kalacağım duygular
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Belki yüz kez kendimi öldürmek istedim ama yaşamı hâlâ seviyordum. Bu gülünç zayıflığımız belki en vazgeçilmez düşkünlüklerimizden biridir. Çünkü her zaman yere çalmak istediğimiz bir yükü sürekli taşımaya çalışmaktan varlığımızdan dehşete düştüğümüz halde ona bağlanmaktan kısacası bizi kemiren yılanı kalbimizi yiyinceye kadar okşamaktan daha budalaca bir şey olur mu?
Edebiyat