Salıncakta oturan bir çocuk, salıncak mümkün olan en uç noktaya
kadar ileriye ve geriye doğru sallanıncaya dek, durmadan genişleyen
bir yay çizerek ileri ve geriye doğru hareket eder. Bu durumu
ihtiyaç duyduğu kadar tecrübe ettikten sonra, yavaşlayıp dengeli
ve hareketsiz bir hal alır.
Yaşamlarımızın da buna benzer bir ivmesi vardır. Hayatın
önce bir yönünü, sonra da onun tam tersini tecrübe ederiz. Bir
ucu keşfetmeyi ne kadar çok istersek, salıncak merkezden o kadar
uzağa savrulur. Sonra da tam tersinin ne olduğunu anlamak için
diğer yöne doğru savrulmamız gerekir.
Dostluk bağınız olmayan yakın komşunuzdan sizi ayıran mesafe, gerçekte sizi sevdiğiniz varlıktan ayıran yedi kıta, yedi deniz ötelere uzanan mesafeden daha büyüktür.
…bilge bir prens, her zaman bu askerlerden kaçınmış, kendi ordusuna bel bağlamıştır; başkalarının askerleriyle kazanmaktansa, kendi ordusuyla kaybetmek istemiş, yabancı orduyla elde edilen zaferi gerçek zafer saymamıştır.
…usta okçular gibi yapmalıdır: Onlar, vurmak istedikleri yer çok uzak göründüğünde, yaylarının gücünü bildiklerinden, hedef aldıkları
yerin çok daha yukarısına nişan alırlar: Oklarıyla o kadar yükseğe erişmek için değil, böyle yükseğe nişan almanın
yardımıyla hedeflerini vurabilmek için.