Tek solukta okuyacağınız, sonu hiç gelmeyen kitap. Mustafa Kutlu yine içimizde sonu gelmeyen bir hikâye ile başbaşa bıraktı bizi. Demem o ki kitap okundu fakat bitmedi.
Kervan... Vuslata ermek için yapılan azimli yolculuk.
Atılan her adım bir heyecan içeriyor, kah yürekler ağıza geliyor kah gözlere yaş doluyor.
Sonunda ne mi oluyor: Gönülden yapılan her sefer galibiyetle sonuçlanır, vesselam.
Hikaye değil roman olsaydı da şu karakterleri daha iyi tanısaydım diye düşündüm kitap bitince... Olaylar, karakterler hepsi sizi içine çekiyor; bitmesin istiyorsunuz okurken. Beni duygudan duyguya atlatan Mustafa Kutlu'nun bu hikayesini şiddetle tavsiye ediyorum. Okunmaya değer.
Agatha Christie'nin ilk okuduğum romanı 'Doğu Ekspresinde Cinayet' bir solukta okunabilen bir polisiye olmasının dışında finalinde verdiği mesajla beni etkilemeyi başarmıştır. Yazarın betimlemeleri, kurgusu ve dedektifle birebir olayı çözüyormuşçasına okuyucuyu yakın hissettirmesi 'Doğu Ekspresinde Cinayet' romanını benim için okunmaya değer kılmıştır.
Serenad'ı okurken Harper Lee'nin Bülbülü Öldürmek romanını okurkenki hislerim uyandı. Bu kitap daha geniş bir kitleyi (ülkeleri, olayları) içeriyordu fakat verilmek istenen mesajlar benzerdi: "İnsan, yalnızca insan olduğu için değerlidir." "Kimse dili, dini, ırkı, rengi vb. farklı diye bir diğerinden üstün olamaz, olmamalı!"
Tüm bunları biliyoruz, anlıyoruz da neden onca yaşanmış ve gözler önüne serilmiş acıya rağmen hala üstünlük taslıyoruz? "Kötü" diye adlandırdığımız ayrımcılık yapanlardan biri de biz değil miyiz?