Kurtlarla Koşan Kadınlar
Bir edebiyatçı olarak mitleri, efsaneleri , destanları, masalları çok seviyorum. Bu eserde de farklı kültürlerden derlenmiş masallarla ' vahşi kadın' arketipine dikkat çekiliyor. Bastırılmış, ötekileştirilmiş, yıpratılmış kadınları sosyal, kültürel yönden ele almış ve incelemiş bir kitap.
Vahşi hayat ve vahşi kadın ikisi de soyu tükenmekte olan varlıklar.
Kitap " sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar belirli ruhsal karakteristikleri paylaşırlar. Keskin bir duyarlılık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi. Kurtlar ve kadınlar, doğaları, araştırıcılıkları, büyük bir dayanıklılık ve güce sahip olmaları bakımından yakın akrabadırlar. Sezgileri çok güçlüdür. Yavruları, eşleri ve sürüleriyle yoğun bir biçimde ilgilenirler. Sürekli değişen koşullara uyum sağlamakta deneyimlidirler. Tuttuklarını koparmalarının yanında çok da cesurdurlar.
Ancak ikisi de sürekli avlanmış, taciz edilmiş ve yanlış bir şekilde obur, sapkın, son derece saldırgan ve hasımlarından daha az değerli olarak tanımlanmıştır." Diyor.
Bir Asena olarak ben de katılıyorum bu aktarıma. Okurken bu özellikler bizde de var dediğim bir çok cümleye rastladım. Aslında kadınların zamanla bir çok özelliği kaybettirilmiş , çocuksulaştırılmış ve daha nazik bir kalıba sokulmaya çalışılmış.
Bana göre Türk kadınlarının hâlâ içerisinde bir kurt var. Bazen uykuda, bazen tembellik yapıyor ama belli durumlarda aniden ortaya çıkıyor. Vahşi kadın tüm kadınların aslında sağlıklı yanıdır. Bana göre kadınlar yetenekleriyle , üstün özellikleriyle doğuyor. Erkeklerin yetenekleri de sonradan gelişiyor. Tabii bu bana göre. Feminen yanımla yorumladığımı düşünmeyin sakın. Çünkü kitap benim böyle yorumlar yapmamı çok destekledi.
Doktorasını etnolojik psikoloji üzerine yapan Clarissa P. Estes' in
" Çanakkale Savaşı öncesi cepheye Liman von Sanders geldikten sonra, düşmanın karaya çıkmasına mani olmaya yönelik tertibat almak yerine karaya çıkan düşmana hücum ederek onu denize dökmek tarzını tercih etti. Bundan dolayı sahilleri gözetleme tertibatı mümkün olduğu kadar zayıf bırakıldı ve ihtiyatlar daha gerilerde tutuldu. "
ÇANAKKALE MUHAREBELERİ
OTTO LİMAN VON SANDERS VE MUSTAFA KEMAL
Kitabı okumadan önce Alman komutan Liman Von Sanders'i yıllarca iyilik meleği olarak görüp bir de üstüne minnet duygusu beslemiştim. Alman bir komutanın bizim cephemizde bize komutanlık etmesi gerçekten tuhaf bir durumdu. Yenilik adı altında ithal komutanlar getirildiği dönemler. Enver Paşa ile ilgili de bilgiler mevcut. Bunları pek yazmak istemedim ama Alman hayranlığı ona çok şey kaybettirmiş.
Bir Alman' ın Türk ordusuna komutanlık etmesi
'Her şey milli olmalı' diyen ben için pek kabul edilebilir bir durum degil tabii. Zaten bu kitapta okuduklarımdan sonra yanılmadığımı anlamış oldum.
Hemşehrim emekli Kurbay Albay Dr. İbrahim Yıldırım' ın kaleminden Çanakkale savaşı öncesi ve sonrası arşivlerle detayĺı bir şekilde bizlere ulaştırılmış.
Kitapta çok önemli anekdotlara yer verilmiş. Alman komutanın yaptığı stratejik hataların Çanakkale savaşının uzaması ve fazla kayıp vermesine neden olduğu belgelerle ortaya koyulmuş. Enver Paşa' nın da buradaki gereksiz Alman hayranlığı ve destekleri de göz ardı edilemez.
Kitaptan sizlere birkaç anekdot iletecegim. Diğerlerini de sizler okuyup yorumlarsınız.
" Yeni Genelkurmay'ın ilk görevi ,büyük sorun yaratan seferberlik planları hazırlamaktı. Ancak planlar Türk kurmay subaylar dışlanarak Bronsart von Shellendorf ve Yarbay Kress von Kressentein tarafından hazırlandı."
"Muhalif görülen subaylar birer birer tayin edilerek Genelkurmay' dan uzaklaştırıldı veya pasif görevlere atandı."
"Uğranılan yenilgiler ve burda Genelkurmay'ın yanlış değerlendirme ve emirlerin etkisi Alman komutanlara karşı muhalefeti şiddetlendirdi. Bu konuda en dikkat çekici tavır ve uyarı 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa' dan geldi."
" Çanakkale Savaşı öncesi cepheye Liman von Sanders geldikten
" Nasıl yaşayacağız? Yaşam çok zor."
" Yaşamdan daha sert olmalısın Firdevs. Yaşam çok sert. Gerçekten yaşayanlar yalnızca ondan daha sert olanlardır."