İçinde yanıp tutuşan milliyetçiliğiyle Türkistan'a giderek Rus işgaline karşı Türkleri millet bilinciyle harekete geçirmek isteyen Demir, beğenilen, saygın bir gençtir. Bu uğurda tüm çevresini, aşkını & çok sevdiği şehrini bırakıp gitmiştir. Kitap 118 sayfa bu yüzden kısaca konusuna değindim, incelememe geçiyorum hemen.
Sade & akıcı bir dili olmasına karşın konuya girizgahı çok hızlı oldu & bir anda olayların içinde buldum kendimi. Normal şartlarda bu şekilde olan girişler çok merak uyandırıcı olur & elimden bırakmak istemem ama karakter derinliğinin de zayıf olmasından kaynaklı çok yüzeysel geçilmiş gibi hissettirdi, kim-kimdir?, ne sever-sevmez, uç noktaları nedir, ağır basan-onu tanımlayan baskın özelliği nedir bilmeden kitabı bitirdim.
Yazarla tanışma kitabımdı, şu durumda yeni bir eserini yakın zamanda okumak istemem ama ilerisi için yeşil ışığım hep var.
İyi okumalar -.-
Fakat Allah aşkına ben daha dünyada temiz & samimi insanların da mevcudiyetine inanmak istiyorum. Eğer bu hissi de kaybedersem büsbütün biçare olacağım
"Atlas Okyanusu'nun dibinde bir kitap yatıyor. Anlatacağım, işte onun hikayesi."
Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ından bahsediliyor giriş cümlesinde, Benjamin O. Lessage, Titanic'te yanında olan kitabın hazin sonunu da doğrudan vermiş oluyor böylece.
Bu kitabı okurken sık sık Alamut'u da (Vladimir Bartol'un kitabı) okumam önerildi ama benim önerim önce Alamut'u okumanızdır. Çünkü çok daha önce Alamut'u okumuştum & ön bilgilenmeyle Hasan Sabbah'ın sık sık adının geçtiği Semerkant'ı daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum.
Konusu; Ömer Hayyam hanlardan birinde Hasan Sabbah'la tanışır & sohbetleri ilerlerken Sabbah ondan bilgi edinmeye çalışır ama çok farklı niyetleri olan bir insandır & tehlikelidir. Hayyam'ın gizli saklı yazdığı Rubaiyat'ı duyduğunda bu defa onun peşine düşecektir. (Birinci bölüm)
(İkinci bölüm) 7-8 yüzyıl sonra bu el yazması eserin peşine düşen girizgahta adını gördüğümüz B. Lessage ise bir şekilde kitaba ulaşır & eşiyle beraber Titanic'te yolculuk eder & spoiler olmayan son ise geminin batmasıyla son bulur.
Arada atladığım çok şey var işin aslı, 2 ayrı yüzyıldan bahsedilen kitapta geçiş yumuşak & olabildiğine bağlantılı olsa da ben akışı zorlama buldum. Ayrı ayrı 2 eser olmasını yeğlerdim çünkü bu 2 bölüm de kendi içinde konu bütünlüğünü çok iyi muhafaza etmişti & uzunluk olarak da benzerdi, tek kitapta tutulması gereksizdi bana göre. Ya ilk kısmı ya da 2.kısmı kısa geçseydi daha çok hoşuma giderdi, tam hikaye bitti derken yüzyıllar sonra devamında olanları okumak merak uyandırıcı olsa da yazarın anlatım biçimi de bana göre değişmişti, hoşlanmadım :(
Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar -.-
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma