Bu sıkıntılar dışında pek de mutsuz sayılmazdım. Yine
bütün sorun vakit öldürmekti. Anılarımı gözümün önünde
canlandırmayı öğrendim öğreneli artık sıkılmıyordum. Kimi
zaman odamı düşünmeye koyuluyor, düşümde, bir köşeden
kalkıyor, yolum üzerindeki eşyaları bir bir aklımdan geçirip yine
o noktaya dönüyordum. İlk zamanlar bu gezi çabucak bitiveri-
yordu. Ama her tekrarlayışımda daha uzun sürüyordu. Çünkü,
her eşyayı, her birinin üzerindeki nesneleri, sonra bunları,
bunların ayrıntılarını, her ayrıntıda örneğin bir çatlağı, kakmayı,
onun yenik kenarını, renklerini ya da pürüzlerini bir bir gözü-
mün önüne getiriyordum.