Hasretin alev alev içime bir ân düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü
Nurullah Genç
Küçük hikayelerden oluşan bir kitap. Evet, "Hayat Güzeldir" dedirtiyor.
Hayat bu, kimi zaman zorlukları, kimi zaman özlemleri, bazen de ferahlığı var. Acısıyla, tatlısıyla devam ediyor hayat. Ömrümüzden bir gün daha gitti değil de, hayatta bir gün daha geçirdim demeli. Hayat ancak böyle güzelleşir.
Kitap güzeldi. Okumanızı tavsiye ederim. Yazarın zaten akıcı bir dili olduğunu belirtmiştim diğer incelemelerimde. Bu kitapta da bu sade ve akıcı dil kitaba hakim.
Hayata güzel yönlerinden bakalım. Ümitsizliğe kapılmayalım. Ne demişler, "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır."
Mehmet Akif'le bitirelim;
"Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar."
İyi okumalar dilerim...
Oğlan sıkıntı ile yükseltti sesini:
- Yahu baba, eller her geçen gün büyüyor, biz küçülüyoruz. Oldu mu yani.
Babası acıyla gülümsedi.
-Oldu, oldu. Küçük güzeldir.
-Hıh! Küçük güzelmiş. Ne yani, laf mı bu şimdi.
-Sen bırak dükkanı, bir şey soracağım.
-Buyur.
-Laleler açmış, gördün mü?
-Ne lalesi ya!
Mustafa KUTLU'nun, duyguları çok iyi aktardığını düşünüyorum. Yorulmuyorum okurken. Kesinlikle çok iyi bir hikayeci.
Bu hikayenin sonu, biraz yeşilçam tadında olmuş. Biraz tanıdık geldi. Ama olsun. Nostalji oldu benim için.
Hikayede neredeyse her karakterin hayat hikayesine değinilmiş. Dolayısıyla, tek bir ana karakter oluşturulup onun etrafında anlatılmamış olaylar. Bu da hikayeyi daha canlı ve okuması daha zevkli bir karaktere büründürmüş.
Hikayede çok çeşitli insan tipine yer verilmiş. Yurtdışında doktorasını yapmış ve ülkesine dönmüş kariyerli bir doktor, ailesini çocuk yaşta kaybetmiş öğretmen, eşinden ayrılmış ve hayata yeniden tutunmaya çalışan bir polis, aşkını yıllarca kalbine gömmüş, umut ışığı bekleyen ve aynı zamanda mimar olan bir dayı kızı, akıllı ve cingöz bir belediye başkanı, geçmişi karanlık bitirim tipli adamlar ve daha birçok karakter...
Bürokratik engeller, nüfuzlu tanıdıkların araya girmesiyle işlerin yürütülmesi, gibi ülke gerçeklerine de değinilmiş hikayede.
Okunabilir bir hikaye olarak değerlendiriyorum. Bunun yanında, Mustafa KUTLU'nun şu ana kadar okuduğum 4-5 kitabının içinde, en çok etkilendiğim kitabının, "Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı" olduğunu da belirtmek isterim. Diğer hikaye kitaplarını da okuyacağım inşallah. Bakalım, "Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı" hikayesinden daha fazla etkilendiğim bir Mustafa KUTLU hikayesi olacak mı?
İyi okumalar dilerim.