"Sevmekten, mücadele etmekten, sahiplenmekten korkuyoruz. Bir yüreğe yüreğimiz esaslıca değerse şayet, oluşacak kıvılcımdan korkuyoruz. Çünkü sevmek değil asıl korkumuz. Asıl korkumuz, bir yangının ortasında yapayalnız bırakılacağımız endişesini taşımak. Sevdiğimiz elin bizi kurtaracağına inansak şayet, kelebek gibi pervane olur ve o ateşte ebediyen yanmaya razı geliriz halbuki. Ne var ki hep böyle yarım, hep böyle yitik 'belki bir gün' diye diye günleri tüketiyoruz koşar adım."