Tayfun Bal

Tayfun Bal
@TayfunBal
Bonobo toplumunu şekillendiren evrim baskılarının üzerindeki sis kalktığında, çoğu kimsenin insanlığın üzerindeki en büyük musibet olarak gördüğü şeyden, yabancı düşmanlığımızdan ve düşmanlarımızın hayatına kıymet vermeme eğilimimizden, bonoboların nasıl kurtulmayı başardığını anlayacağız belki de. Bonobolar savaşmaya kalkacak olsalar, babalarının değil analarının yurdu için savaşacak oldukları için mi acaba? Her türün erkekleri doğaları gereği, dişileri tekelleri altına almaya çalışır ama belki de dişi bonobolar üstünlük elde ettiğinde erkekler kontrollerini tümüyle kaybetmiş, dişiler de komşular dahil istedikleriyle serbestçe çiftleşme özgürlüğü kazanmış olabilir. Erkeklerdeki bölge rekabetini gereksiz kılmıştır bu. Birincisi, cinsel kaynaşma elbette üremeyle neticelenir, bu da komşu grupların akrabalarınızı içerebileceği anlamına gelir: Düşman erkekleri kardeşiniz, babanız, oğlunuz olabilir. İkincisi onlarla seve seve cinsel ilişkide bulunan dişiler için erkeklerin hayatlarını ya da uzuvlarını riske atması anlamsızlaşır.
Sayfa 139 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Reklam
Biyolojik olarak savaşçı mıyız yoksa barışçı mıyız? En çok neye değer veririz: Uyuma mı rekabete mi ? İnsan türünün sorunu budur. Bütün bunların içinde bir yerlerde gerçek insan doğası barınıyor ama öyle farklı yönlere esnetilmiş ki doğal olarak rekabetçi miyiz, yoksa doğal olarak cemiyet kurucu muyuz söylemek zor. Aslında her ikisiyiz ama her toplum kendi dengesini kuruyor.
Sayfa 141 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Bireyler ortak bir amaç hissettikleri müddetçe olumsuz duyguları bastırırlar. Ortak amaç ortadan kalkar kalkmaz gerilimler su yüzüne çıkmaya başlar.
Sayfa 135 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Ataerkilliğin dile yansıması
Her dilde, "zina yapan" kadınlara, aynı ölçüde "maceracı" erkeklere oranla çok daha ağır yaftalar yapıştırılır. Kadın "fahişe", erkek "kadın avcısı"dır.
Sayfa 111 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Ataerkilliğin oluşumu
Doğada bedava yemek yoktur. Bonobo dişileri kendi yaptıkları düzenlemenin (bebek katlini önlemek için babalığı muğlak bırakmak) bedelini daimi kabarıklıklarıyla ödedilerse, kadınlar da azalan cinsel özgürlükleriyle ödemişlerdir. Atalarımız göçebeliği bırakıp yerleştiklerinde ve maddi şeyler biriktirmeye başladıklarında erkek kontrolü motivasyonu daha da artmıştır. Sonraki nesle genlere ilaveten servet de aktarılmaya başlamıştır. Cinsler arasındaki cüsse farkının, erkekler arasındaki mükemmel işbirliğiyle birleşmesi erkek egemenliğinin soyumuzun tipik bir özelliği olmasını sağlamış, miras da baba soyu üzerinden iletilmiştir. Her erkeğin hayatı boyunca biriktirdiği şeylerin doğru ellere -kendi dölüne- geçmesini garanti altına alma gayreti, bekâret ve iffet saplantısını kaçınılmaz hale getirmiştir. Ataerkillik dediğimiz şey, yavruların büyütülmesine erkeğin yardımının bir sonucu olarak düşünülebilir. Alışık olduğumuz ahlaki sınırlamaların çoğu bu toplum düzenini ayakta tutacak şekilde tasarlanmıştır. Atalarımızın dişilerle yavruları için tehdit oluşturmayacak, işbirliğine açık, eşlerine yardımcı olan erkeklere ihtiyacı vardı. Bu da kamusal ve özel alanın ayrılması ve dışlayıcı bir çift olma anlamına geliyordu. Muhtemelen bir süre etkisini sürdürmüş olan, hatta hâlâ da sürdüren rasgele cinsellik eğilimimizi dizginlememiz gerekiyordu. ... Türümüzün dişisi orta karar sadıktır. Doğanın hedefi sadakat olmuş olsa, dişilerin cinsel iştahı sadece doğurganlık dönemiyle sınırlı olur ve bu dönem dışarıdan da anlaşılırdı. Halbuki doğa neredeyse kontrolü imkânsız bir kadın cinselliği yaratmıştır. Erkeklerin doğaları gereği çokeşli, kadınlarınsa tekeşli olduğu tezi elek gibi delik deşiktir. Gerçekte gördüğümüz, çekirdek aile çevresine kurulu sosyal örgütlenmemizle cinselliğimiz
Sayfa 110 - Metis Yayınları 3. Basım 2017 110, 111, 112·Kitabı okudu
Bilim
Reklam