Sinirbilimciler, memelilerdeki oksitosin hormonuna dair ilginç şeyler kesfetti. Oksitosin rahim kasılmalarını ve süt salgısını uyarır. Bir de bilinmeyen yönü vardır: Saldırganlığı azaltmak. Erkek fareye bu hormonu verirseniz yavrulara saldırma ihtimali epey azalır. Daha da ilginci bu hormonun erkek beynindeki sentezinin cinsel ilişkiden sonra en üst seviyeye çıkmasıdır. Başka bir deyişle cinsellik dokunaklı-hisli bir hormon üretir, o da sakin tavırlara sebep olur. Fiziksel şefkatin olağan, cinsel hoşgörünün yüksek olduğu toplumların genelde böyle olmayan toplumlara göre neden daha az şiddete meyilli olduğunun biyolojik açıklaması olabilir bu. Daha barışçı toplumların oksitosin seviyeleri daha yüksektir belki.
Homoseksüeller üremediğine göre uzun zaman önce soyları tükenmiş olması gerekmiyor muydu? Ancak modern yaftalama uygulamalarını kabul edersek bir bilmece teşkil eder bu. Ya ilan edilen cinsel tercihler sadece yaklaşık şeylerse? Ya şu değilse budur şeklinde düşünecek biçimde beynimiz yıkandıysa? Homoseksüellerin üreyemeyeceği önermesine ne demeli? Durum gerçekten bu mu? Elbette üremeye muktedirler ve modern toplumda çoğu hayatlarının bir döneminde evleniyor.
Soylarının tükeneceği iddiası, homoseksüellerle heteroseksüeller arasında genetik bir uçurumu da varsayıyor. Cinsel tercihlerin bünyevi olduğu doğru -yani doğuştan geliyorlar ya da küçüklükten kendilerini belli ediyorlar-ama "gey geni" söylentilerine rağmen homoseksüellerle heteroseksüeller arasında sistematik genetik farklılık olduğuna dair hiç kanıt yok.
Eşitlikçilik karşılıklı sevgi, hele pasiflik üzerine kurulu değildir. İnsanların kontrol etmeye ve egemenlik kurmaya yönelik evrensel arzusunu tanıyan, aktif olarak korunan bir durumdur. Eşitlikçiler güç istencini inkâr etmez, aksine çok iyi bilir. Her gün onu zaptetmeye çalışır.
"Koalisyon Teorisi" ucu ucuna kazanan koalisyonlara işaret eder; oyuncular kazanacak kadar büyük ama içinde bir ağırlıkları olacak kadar küçük olan koalisyonlara katılmayı tercih eder. En güçlüye yanaşmak, alınacak karşılığı azalttığı için nadiren ilk seçenektir.
Söz gelimi 3 rakip olduğunu düşünelim. Bunlardan ilki tek başına iktidara gelebilecek kadar güçlü, ikincisi tek başına iktidara gelemeyecek ama iktidarı zorlayacak kadar güçlü, üçüncü ise vasat bir güce sahip olsun. Bu durumda üçüncüsü iktidara geçmek için ya en güçlü olanı destekleyip en güçlünün izin verdiği ölçüde bir-iki çıkar elde edecektir ya da daha az güçlü olan ikinciyi destekleyerek konumunu ona borçlu olan yeni bir iktidar yaratıp onu kukla gibi yönlendirecektir.
Güçlü olanın gücü kendisinin zararınadır.
Güç zayıflıktır, zayıflık güçtür.