Dünya üzerindeki bütün hayvanlara uygulanabilecek tek bir ölçüt varsa o da, A bireyi B bireyini yiyeceğin başından kovalıyorsa, A'nın baskın olduğudur.
İktidar her yerde, sürekli onaylanıyor ya da sorgulanıyor ve mutlak bir kesinlikle algılanıyor. Ama sosyal bilimciler, siyasetçiler hatta sıradan insanlar ona öcü muamelesi yapıyor. Altta yatan güdülerin üzerini örtmeyi tercih ediyoruz.
İktidarın kötü, hırsın gülünç olduğunu düşünürdük. Yine de maymunlar üzerindeki gözlemlerim zihnimi açtı ve iktidar ilişkilerini kötü bir şey olarak değil, kökleşmiş bir şey olarak görmemi sağladı. Belki de eşitsizliği sadece kapitalizmin bir ürünüdür deyip savuşturmamak lazımdı. Daha derinlere işlemiş gibiydi. Şimdilerde bize banal görünebilir ama 1970lerde insan davranışı tümüyle esnek görünüyordu. Doğal değil kültürel bir şeydi. İnsanlar gerçekten isterlerse cinsel kıskançlık, cinsiyet rolleri, maddi sahiplenme ve egemenlik arzusu gibi ilkel eğilimlerden kurtulabileceklerine inanıyorlardı. Bu devrimci çağrıdan habersiz olan şempanzelerim de aynı ilkel eğilimleri sergiliyorlardı, ama bilişsel bir ahenksizlik yaşamadan. Kıskanç, cinsiyetçi, sahiplenmeci, sade ve basittiler,
Modern demokrasinin çamur atma yarışına sadece bizim için girdiklerine inanan var mı? Adayların kendisi buna inanıyor mu? Ne müthiş bir fedakârlık olurdu bu. Sempanzelerle çalışmak insanı ferahlatıyor: hepimizin özlediği dürüst siyasetçiler onlar.