İçimizdeki Maymun (Biz Neden Biziz?)

·
Okunma
·
Beğeni
·
826
Gösterim
Adı:
İçimizdeki Maymun
Alt başlık:
Biz Neden Biziz?
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426879
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Our Inner Ape A Leading Primatologist Explains Why We Are Who We Are?
Çeviri:
Aslı Biçen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Savaştan, şiddetten muaf bir dünyada yaşamak istiyoruz," diyenlere, bunun "insan doğası"na aykırı olduğu söylenir hep. Ama ya biri çıkıp da dillerden düşmeyen bu "doğamızı" sorgularsa? Ünlü primatolog Frans de Waal'in yaptığı tam da bu. Uzun yıllardır primatlar üzerine araştırmalar yürüten de Waal, bilhassa en yakın akrabalarımız olan şempanzelere ve onlardan daha az tanınan bonobolara ilişkin gözlemlerinden sonra, bu ikisinin birbirinden "geceyle gündüz kadar farklı" olduğu sonucuna varmış: "Birisi öfkesini zaptetmekle ilgili sorunlar yaşayan hırslı, haşin görünümlü bir karakter. Diğeri özgür ruhlu bir hayat tarzının eşitlikçi yandaşı."

De Waal'e göre, bunca zamandır görece vahşi akrabalarımızın ön plana çıkarılması tesadüf değil. Bu durumu, bonoboların "insan doğasına dair yerleşik fikirlere uymaması"yla açıklayan de Waal şöyle devam ediyor: "İnanın bana, araştırmalarda birbirlerini katlettikleri ortaya çıksa şimdiye herkes bonoboları ezberlemişti. Asıl sorun barışçıllıkları. Önce bonoboyu tanısaydık, şempanzeyi daha sonra, hatta hiç tanımasaydık ne olurdu hayal etmeye çalışıyorum bazen. İnsan evrimi hakkındaki tartışma belki bu kadar şiddet, savaş, erkek egemenliği üzerinden değil; cinsellik, empati, özen ve ortaklık üzerinden yürürdü. Ne farklı bir entelektüel bir coğrafyaya sahip olurduk kim bilir!"

Farklı bir bakış açısı benimsemek için çok mu geç? Olmadığını umuyoruz. Hayvanlara ilişkin klişeleri somut gözlemler ve ilginç anekdotlar aracılığıyla altüst ederek bizi insan doğası konusunda bir kere daha düşünmeye davet eden İçimizdeki Maymun, bu yolda önemli bir adım atıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
264 syf.
·8 günde
Bu kitap çok önemli bir primatalog olan Hollandalı Frans de Waal tarafından yazılmış. Evet tarafından... :) Arif v 216'nın vizyona girmiş olduğu haftanın üzerine bu espriyi yapmadan edemedim kusuruma bakmayın. Her neyse kitabın incelemesine gelirsek, kitap evrim sürecindeki en yakın akrabalarımızdan olan bonobolar üzerine yazılmış bir eser. Fakat sadece bonobolardan değil filler, şempanzeler, şebekler, köpekler, fareler ve homo sapiens gibi çeşitli hayvanlardan örnekler verilmiş ve bahsedilmiş. Özellikle primatlara ve spesifik olarak bonobo maymunları ve şempanzelere odaklanılarak insanın sosyal, politik, duygusal seçimleri, iyilik-kötülük ilişkisi, cinsellik, şiddet ve iktidar gibi konularda yapılmış deneyler, saha araştırmaları hakkında ilginç bilgiler verilmiş. Bu eseri sosyoloji, politika, tarih, primatoloji, evrim gibi konular ile ilgilenen herkese tavsiye ederim. Ayrıca incelememe kısa bir son ek yapmam gerekir ise yazarın üslubu çok naif ve bir arkadaşınız ile sohbet ediyor gibi hissediyorsunuz.
264 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Frans de Waal bu kitabında en yakın akrabalarımız olan bonobo ve şempanzelerden yola çıkarak insan doğasının ve bizi biz yapan eğilimlerin değerlendirmesini yapıyor. En yakın akrabalarımız arasında kendimizi arıyoruz.

İktidar içgüdüsü, şiddet eğilimi, saldırganlık, yabancı düşmanlığı, cinsellik, cinsel yönelim, tek eşlilik, eşitlik, ahlak, empati, hakkaniyet, mahremiyet, uzlaşma, barış, iyilik ve benzeri pek çok konunun üzerinde duran de Waal, yaptığı değerlendirmeleri meslek hayatı boyunca karşılaştığı örnekler ve gözlemler de destekliyor.

Evrim kitapları genellikle tür içi ve türler arası rekabeti ön plana çıkarıp ortama ve koşullara uyum sağlayamayan canlıların elendiği güce dayalı bir evrim modeli ortaya koyarlar. Ama evrimi bu şekilde aktarmak insanlarda yanlış bir algının oluşmasına ve "Doğal seçilim acımasız, zalim bir eleme süreci olduğuna göre, acımasız, zalim mahluklar üretmiş olmalı" inancına saplanmalarına neden olur. Bu yüzden saldırganlık, şiddet, yabancı düşmanlığı gibi özelliklerin evrimsel süreçte ortaya çıkmış zalim özelliklerimiz olduğunu; iyilik, eşitlik, empati, ahlak gibi kavramların ise sadece kendi oluşturduğumuz medeniyetlerin bir cilası olduğunu düşünürüz.

De Waal bunun böyle olmadığını, genelde insanların addettiğimiz ahlak, empati, iyilik, eşitlik, adalet gibi özelliklerin de evrimsel süreçte oluşan ve doğada bulunan özellikler olduğunu ve iki yüzü de farklı yönlere bakan bir Janus kafası gibi dünyada yer aldığımızı savunuyor. Ne yaradılışın kralı ne de gerçek zalimleriz.

İçimizdeki Maymun insan doğasını ve bizi biz yapan değerleri sorguluyor.
264 syf.
İçimizdeki maymun hangisi, diye soruyor yazar. Haşin tarafı ağır basan ama yine de barışmayı bilen şempanze mi, yoksa barışçıllığı ağır basan ama rekabeti de bilen bonobo mu? Elbette ikisi de var içimizde. Bireyden bireye, toplumdan topluma ve koşullara göre değişen tüm bu zıt eğilimleri içinde taşıyan ve her iki kutba da zaman zaman şempanzelerden de bonobolordan da daha ileri ölçüde meyledebilen bir türüz.

Yazarın özellikle üzerinde durduğu konu ise şu: İnsanın hayvani yanı sürekli olarak şempanze benzeri eğilimlerle betimlenmeye çalışılsa da, aynı uzaklıkta akrabamız olan bonobolor da var. Dolayısıyla "insancıl" özelliklerimizin de köklerini hayvani yanımızda bulabiliyoruz. Yani "iyi" özelliklerimiz üzerimize sonradan tutturulmuş bir şey değil; bir "uygarlık cilası"ndan ibaret değil insancıllığımız.

Deneyimli bir primatolog olan yazar, yıllar boyunca biriktirdiği gözlemlerini ve anılarını serpiştirerek ilerlettiği metinde, en yakın akrabalarımız hakkında çok değerli bilgiler veriyor. "Bonobo ve Ateist"ten sonra okuduğum ikinci kitabı oldu bu. İki kitapta birden yer verdiği kimi gözlemleri "aynısı öbür kitapta da vardı" dedirtebilir size ama sonuçta ele alınan konu için yararlı ve hepsi de bir kez daha okumaya değer anektodlar.

Çevirmen de çok iyi iş çıkarmış; yazarla sohbet ediyor gibi hissediyorsunuz. Kitabı lise çağından itibaren herkese öneririm.
... biz, birbirine gereksinim duyan, fazlasıyla sosyal mahluklarız ve aklı başında, mutlu hayatlar sürdürebilmek için başka insanlarla etkileşime ihtiyaç duyuyoruz. Ölüm cezasından sonra bize verilebilecek en büyük ceza tek başına bir yere kapatılmak. Vücutlarımız ve zihinlerimiz yalnız bir hayata göre tasarlanmamış İnsanlar arasında olmayınca ruhen çöküntüye uğruyoruz ve sağlığımız bozuluyor.
Frans De Waal
Sayfa 17 - Metis Yayınları 3. Basım 2017
Modern demokrasinin çamur atma yarışına sadece bizim için girdiklerine inanan var mı? Adayların kendisi buna inanıyor mu? Ne müthiş bir fedakârlık olurdu bu. Sempanzelerle çalışmak insanı ferahlatıyor: hepimizin özlediği dürüst siyasetçiler onlar.
Frans De Waal
Sayfa 58 - Metis Yayınları 3. Basım 2017
Bireyler ortak bir amaç hissettikleri müddetçe olumsuz duyguları bastırırlar. Ortak amaç ortadan kalkar kalmaz gerilimler su yüzüne çıkmaya başlar.
Frans De Waal
Sayfa 135 - Metis Yayınları
Ahlaki karar alma mekanizması, büyümüş neokorteksimizde yüzeysel bir olgu olmak şöyle dursun, görünüşe göre milyonlarca yıllık sosyal evrime dayanıyor.
Frans De Waal
Sayfa 42 - Metis Yayınları 3. Basım 2017
... en yakın akrabalarımız (bonobolar ve şempanzeler) arasındaki temel fark, birinin cinsel meseleleri güçle çözmesi (şempanze), diğerininse güç meselesini cinsellikle çözmesidir (bonobo).
Frans De Waal
Sayfa 29 - Metis Yayınları 3. Basım 2017
Doğal seçilim insan davranışını, maymunların karşılaştığından çok daha farklı baskılara göre şekillendirmiştir. Atalarımızın inanılmaz haşin bir ortama uyum sağlaması gerekiyordu. Ormanın korumasından, düz, kuru savana çıkmışlardı. Robert Ardrey gibilerin, atalarımızın en tepedeki yırtıcılar olarak savanda hüküm sürdüğünü anlatan katil maymun hikâyelerine inanmayın. Atalarımız avdı. Sürü halinde avlanan sırtlanlardan, on çeşit büyük kediden ve başka tehlikeli hayvanlardan korka korka yaşamış olmalılar. Bu ürkütücü yerde saldırıya en açık olanlar bebekli dişilerdi. Avcılardan kaçamadıkları için erkek koruması olmasa ormandan uzaklaşmaya asla cesaret edemezlerdi. Belki çevik erkek ekipleri grubu koruyor, acil durumlarda küçüklerin güvenli bir yere taşınmasına yardım ediyordu. Ancak şempanze ya da bonobo sosyal sistemini uygularsak asla ise yaramazdı bu. Önüne gelenle çiftleşen erkekler kendini vakfetme konusunda hiç iyi değillerdir. Kendi döllerini bilmek gibi bir umutları olmadığından çocuk bakımına katılmak için sebepleri de yoktur. Erkekleri işin içine katmak için toplumun değişmesi gerekiyordu.

İnsan sosyal örgütlenmesi 1) erkek bağlanması, 2) dişi bağlanması ve 3) çekirdek ailenin eşsiz bir karışımından oluşur. Birinciyi şempanzeler, ikinciyi bonobolarla paylaşırız, üçüncüyse sadece bize aittir. Her yerde insanların âşık olması, cinsel kıskançlık hissetmesi, utanması, mahremiyet araması, anne figürünün yanı sıra baba figürü de araması ve istikrarlı ilişkilere değer vermesi raslantı değildir. Bütün bunların altında yatan, zoologların "çift-bağı" dedikleri, yakın kadın-erkek ilişkisi kemiklerimize işlemiştir. Bizi maymunlardan ayıran şeyin en ziyade bu olduğuna inanıyorum. Malinowski'nin hazcı "vahşileri" bile, kadınlarla erkeklerin çocuklara birlikte baktıkları, başkalarını dışlayan aileler kurma eğiliminden yoksun değillerdi. Bizim türümüzün sosyal düzeni bu model etrafında şekillenir; iki cinsiyetin de katkıda bulunduğu ve kendini emniyette hissettiği işbirliğine dayalı toplumlar inşa etmek için atalarımıza bir zemin sunmuştur bu model.

Çekirdek ailenin, erkeklerin çiftleştikleri dişileri, pusuda bekleyen bebek katili rakiplerden korumak için onlara eşlik etme eğiliminden doğduğu tahmin edilmiştir. Böylesi bir düzenleme baba bakımını kapsayacak şekilde genişletilmiştir belki.
Frans De Waal
Sayfa 109 - Metis Yayınları 3. Basım 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İçimizdeki Maymun
Alt başlık:
Biz Neden Biziz?
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753426879
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Our Inner Ape A Leading Primatologist Explains Why We Are Who We Are?
Çeviri:
Aslı Biçen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Savaştan, şiddetten muaf bir dünyada yaşamak istiyoruz," diyenlere, bunun "insan doğası"na aykırı olduğu söylenir hep. Ama ya biri çıkıp da dillerden düşmeyen bu "doğamızı" sorgularsa? Ünlü primatolog Frans de Waal'in yaptığı tam da bu. Uzun yıllardır primatlar üzerine araştırmalar yürüten de Waal, bilhassa en yakın akrabalarımız olan şempanzelere ve onlardan daha az tanınan bonobolara ilişkin gözlemlerinden sonra, bu ikisinin birbirinden "geceyle gündüz kadar farklı" olduğu sonucuna varmış: "Birisi öfkesini zaptetmekle ilgili sorunlar yaşayan hırslı, haşin görünümlü bir karakter. Diğeri özgür ruhlu bir hayat tarzının eşitlikçi yandaşı."

De Waal'e göre, bunca zamandır görece vahşi akrabalarımızın ön plana çıkarılması tesadüf değil. Bu durumu, bonoboların "insan doğasına dair yerleşik fikirlere uymaması"yla açıklayan de Waal şöyle devam ediyor: "İnanın bana, araştırmalarda birbirlerini katlettikleri ortaya çıksa şimdiye herkes bonoboları ezberlemişti. Asıl sorun barışçıllıkları. Önce bonoboyu tanısaydık, şempanzeyi daha sonra, hatta hiç tanımasaydık ne olurdu hayal etmeye çalışıyorum bazen. İnsan evrimi hakkındaki tartışma belki bu kadar şiddet, savaş, erkek egemenliği üzerinden değil; cinsellik, empati, özen ve ortaklık üzerinden yürürdü. Ne farklı bir entelektüel bir coğrafyaya sahip olurduk kim bilir!"

Farklı bir bakış açısı benimsemek için çok mu geç? Olmadığını umuyoruz. Hayvanlara ilişkin klişeleri somut gözlemler ve ilginç anekdotlar aracılığıyla altüst ederek bizi insan doğası konusunda bir kere daha düşünmeye davet eden İçimizdeki Maymun, bu yolda önemli bir adım atıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Ahmet Erim
  • Mehmet Ali DOĞAN
  • Ali Can
  • Corpus Collasum
  • Kitcat
  • haty
  • Ali Akın
  • Tayfun Bal
  • Eray Alpay Özdemir
  • G.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%50 (3)
8
%16.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0