Tayfun Bal

Tayfun Bal
@TayfunBal
... biz, birbirine gereksinim duyan, fazlasıyla sosyal mahluklarız ve aklı başında, mutlu hayatlar sürdürebilmek için başka insanlarla etkileşime ihtiyaç duyuyoruz. Ölüm cezasından sonra bize verilebilecek en büyük ceza tek başına bir yere kapatılmak. Vücutlarımız ve zihinlerimiz yalnız bir hayata göre tasarlanmamış İnsanlar arasında olmayınca ruhen çöküntüye uğruyoruz ve sağlığımız bozuluyor.
Sayfa 17 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hem zalim hem de merhametli taraflarımızla, dünyada bir Janus kafası gibi duruyoruz, iki yüzümüz de farklı yönlere bakıyor. Bu bazen kafamızı öyle karıştırıyor ki ne olduğumuza dair aşırı basitleştirici genellemeler yapabiliyoruz. Ya "yaradılışın kralı" olduğumuzu iddia ediyor ya da kendimizi yegâne gerçek zalimler olarak resmediyoruz. Neden her ikisi de olduğumuzu kabul etmiyoruz?
Sayfa 17 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Empati yeteneği üzerine
Başkalarını anlama yeteneğimiz onları bile bile incitmeyi de mümkün kılar.
Sayfa 16 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Değişmeyen içgüdülerimiz üzerine
Maymunu ormandan çıkarabilirsiniz, ama ormanı maymunun içinden çıkaramazsınız.
Sayfa 13 - Metis Yayınları 3. Basım 2017·Kitabı okudu
Bilim
Puan vermedi·68 syf.··
2019 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2019 11:29
İnceleme kitap hakkında bilgiler içeriyor, bu tür endişeleriniz var ise okumanızı tavsiye etmem. Sözler Ahmet Cemal'e aittir ve kitabın Sonsöz bölümünden alınmıştır. "Sen, beni asla tanımadın!" Buradaki "ben", erkeğe delice âşık olan "ben"dir ve erkek, onu bu niteliği ile hiç tanımamıştır. Onun için bu "ben", hayatına giren öteki kadınlardan -ki, bunların sayısı hayli kabarıktır- hiçbir farkı bulunmayan bir bendir. Kadın, kısa beraberliklerinde ona yıllardır âşık olduğunu hiçbir zaman söylemez. Söylediği takdirde, erkeğe paylaşılmamış bir derin duygudan ötürü sorumluluk yükleyebileceğinden korkar. Zaten ondan bir çocuğu olduğunu da aynı nedenle gizler. Çünkü kadına göre yaşadığı aşk, ancak karşısındaki erkek tarafından bu boyutta anlaşılabildiği takdirde bir "karşılıklı aşk" olabilecektir. Bu olmadığı takdirde kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır. Zweig, bu metninde aşkın psikolojik çözümlemesini yalnızca tek kişinin iç dünyasından yola çıkarak yapmıştır. Dikkat edilirse, bu cümleyi kurarken "taraflardan yalnızca birinin iç dünyasından yola çıkarak" demedim; çünkü bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" var. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Bu, her okurun tek başına cevap vermek zorunda olduğu bir soru.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,7bin okunma