Ünlü tarihçi Yuval Noah Harari kitaplarında Homo Sapiens'in dünyayı yönetmesindeki ve onu diğer hayvanlardan ayıran en önemli neden olarak büyük gruplar halinde, esnek bir şekilde iş birliği yapabilmelerini gösteriyor.
Bize en çok benzeyen tür olan şempanzelere ait gruplarda da çok esnek bir şekilde iş birliği yapılabilir. İktidar mücadelesine girebilir, kendi aralarında alt üst ilişkisi kurabilir, bir avı ortaklaşa bir strateji ile birlikte yakalayabilir, buldukları yiyecekleri grup üyeleri ile paylaşabilirler. Ama bütün bunları sınırlı sayıdaki grup üyesi ile gerçekleştirebilirler. Harari'nin deyimiyle bir stadyum dolusu şempanzeyi bir araya koyarsanız olacak şey kaostur. Yani iş birliği esnektir ama büyük gruplar halinde organize olamazlar.
Karıncalar ise milyonlarca grup üyesi ile birlikte çok koordine bir şekilde hareket edip yiyecek toplayabilir, metrelerce yuvalar inşaa edebilirler. Ancak büyük gruplar hâlinde iş birliği yapsalar da yaptıkları iş birliği esnek değildir.
İnsanlar ise bu iş birliğini hem esnek hem de büyük gruplar halinde yapabilir. Ve bunu yapabilmelerine olanak sağlayan şey ise hikayelerdir.
Hikayeler milyonlarca insanın birlikte hareket ederek mağaranın derinliklerinde yer alan duvarlara resimler çizmesine, bir bez parçası altında devlet kurmasına, hiç görmedikleri bir yaratıcı uğruna savaşlar yapmasına ya da tonlarca taşlardan piramitleri inşaa etmesine neden olabilir. Hikayeler insanları amaca götüren yolda birlikte hareket etmelerini sağlayan tutkallardır.
Bu hikâyeler içinde kuşkusuz en gizemli ve esrarengiz olanları dinlerdir. Para, devlet, hümanizm, sosyalizm gibi diğer bütün hikâyeler somut bir düzleme otururken, dini hikâyeler daha çok ölüm sonrası ile ilgilidir ve soyut bir düzlemdedir.
Richard Holloway insanlık tarihinin bu en